سال نو 4651 ارگنه قون (سال نو ترکی)

سال نو پیشاپیش مبارک باد

http://s5.picofile.com/file/8115558042/01Samani.jpg
 


http://s5.picofile.com/file/8115557842/01azeri_oyunlari.jpg

زنده باد ایران

یاشاسین ایران



http://s5.picofile.com/file/8115557950/01Happy_Nowruz_E27_jeh.jpg

سال  4651  ارگنه قون و نوروز 1394

عید سال  4651 ارگنه قون و سال 1394 اوغوز(نوروز) مبارک باد

4651 جی ارگنه قون ایل و 1394 اوغوز(نوروز) ایل بایراملاری قوتلو اولسون




http://s5.picofile.com/file/8115558000/01nevruz_ergenekon.jpg


ارگنه قون مبدا تاریخ باستانی  ترکان

Ergenekon


عید ارگنه قون


ارگنه قون=ار+گینه(یئنی=نو)+قون(گون=روز)

لینک: http://mazqamet.blogfa.com/post/150

http://s5.picofile.com/file/8115558100/02kutlama_ergenekon.jpg

http://s5.picofile.com/file/8115557918/01ergenekon_turk_acunun_ortak.jpg


حماسه ارگنه قون

لینک: http://mazqamet.blogfa.com/post/64

http://s5.picofile.com/file/8115558126/03ergenekon_dan_cikis.jpg

http://s5.picofile.com/file/8115558142/03ergenekon_tablo.jpg


تقویم باستانی ترکان

Türk yımı - il sayari


تقویم های ترکی


اسامی ماهها و روز ها ترکی

لینک: http://mazqamet.blogfa.com/post/148

http://s5.picofile.com/file/8115558184/04turklerde_takvim.jpeg


 اعیاد سال نو ترکان

TÜRK lərin il bayramlari

تورکلرین ایل بایراملاری و توی(عید)لاری و جشن لری

لینک: http://mazqamet.blogfa.com/post/152

http://s5.picofile.com/file/8115558226/05bayram_oyunu.jpg



http://s5.picofile.com/file/8115558284/05dogu_turklerde_bayram.jpg

http://s5.picofile.com/file/8115558300/05ergenekon_turklerin_bayrami.jpg

عید نوروز (اوغوز بایرامی) و هفت سین

فلسفه سفره يئتدي سين (هفت سین)

لینک: http://mazqamet.blogfa.com/post/83

http://s5.picofile.com/file/8115558334/06Bayramiviz_Mubarek_b.jpg


نوروز (اوغوز) در كشور هاي ترك زبان

OĞUZ (novruz) TÜRK olkələr də

لینک: http://mazqamet.blogfa.com/post/81

http://s5.picofile.com/file/8115558384/07holiday_yakutsk.jpg

http://s5.picofile.com/file/8115558392/07kazakhstan.jpg

http://s5.picofile.com/file/8115558400/07kirgizistan_da_nevruz_bayra.jpg

http://s5.picofile.com/file/8115558450/07ozbekistanda_nevruz.jpg

http://s5.picofile.com/file/8115558500/07turkman2.jpg

http://s5.picofile.com/file/8115558476/07turk_bayrami.jpg




آداب و رسوم آذربایجانیان در عید
 


http://s5.picofile.com/file/8115558568/08sazlar_bayram_havasi.jpg



Təkəm və Təkəmçi

تکم و تکم چی

لینک: http://mazqamet.blogfa.com/post/60

http://s5.picofile.com/file/8115558600/09Nowruz_exhibition.jpg

http://s5.picofile.com/file/8115558626/09tekemchi_ashiq.jpg




Kosa gəlin

کوسا گلین

لینک: http://mazqamet.blogfa.com/post/77
http://s5.picofile.com/file/8115558684/10kusa_gelin.jpg


Qərə kosa

قره کوسا

http://s5.picofile.com/file/8115558718/10qara_kosa.jpg


Saya və Sayaçi

سایا و سایاچی

لینک: http://mazqamet.blogfa.com/post/68

http://s5.picofile.com/file/8115558742/11saya.jpg


Xıdır nəbi

Hıdır nebi

خیدیر نبی

http://s5.picofile.com/file/8115558776/11xidir_nebi_bayrami.jpg




چهارشنبه سوری=سور چهارشنبه

Çərşənbə suru

http://s5.picofile.com/file/8115558800/12novruz_odu_oyunu.jpg

http://s5.picofile.com/file/8115558900/kart2_Fixd.jpg

http://s5.picofile.com/file/8115558934/oynatmali.jpg

 

BİR OY BİL اولین تمدن جهان(تمدن پروترک ها)

ORTA ASYA ANAU KÜLTÜRÜ
ve
BİR OY BİL FEDERASYONU

کنفدراسیون بیر اوی بیل اولین تمدن جهان در 9000 قبل از میلاد

تمدن پروترک ها(اجداد ترکان)

http://s4.picofile.com/file/7813990107/Y%C3%BCce_Konfig%C3%BCrasyon_Yaz%C4%B1t%C4%B11.jpg

در اولین برگ های تاریخ بشریت و تاریخ ترکان(پروترک ها) نام سه کنفدراسیون جهانی ترکان آمده است که بنوعی شروع کننده تمدن جهان و صادر کننده آن به سراسر کره زمین بوده اند(با کوچ بزرگ).در این سیر تاریخی  دولت های مختلف با جدا شدن از این کنفدراسیون ها و تشکیل حکومتی مستقل تمدن ها و ملت های مختلف را تشکیل دادند.کتیبه های ترکان قدیم اکثر نوشته شده با سه شکل الفبا و طمغا(مهر) و سیمگه(نماد) بوده است.نکته جالب توجه این است که این نوع کتیبه ها در تمامی نقاط کره زمین یافت شده است.

این سه کنفدراسیون عبارتند از
کنفدراسیون بیر اوی بیل
BİR-OY BİL KONFEDERASYONU (M.Ö. 9000-M.Ö.1517)
کنفدراسیون آت-اوی بیل
- AT-OY BİL KON FEDERASYONU (M.Ö.1517-M.Ö.879) (Bir adı da AT-UKUS BİL)
کنفدراسیون توروک بیل
- TÜRÜK BİL FEDERASYONU (M.Ö.879-M.S.580)

محدوده حکومت دولت های متحده ی این کنفدارسیون اکثرا در منطقه آراتتا-آلتای بوده است.آراتتا نام اولین قومی است که در طول تاریخ در آذربایجان ساکن شده و آلتای نام رشته کوهی در بین سه کشور چین روسیه و قزاقستان است.

در زمان این کنفدراسیون ها اقوام پروترک خود را با نام آن کنفدراسیون معرفی می کردند ولی بعد از کنفدراسیون توروک بیل پروترک ها لفظ ترک(تورک) برای ملت خود انتخاب کردند.و برای اولین بار در کتیبه هایشان خودشان را با این نام معرفی کردند(مثل حکومت گؤک تورک:ترکان آسمانی).البته بعضی دولت های دیگر مثل چین که خود در کنفدراسیون توروک بیل  از ترکان جدا شده بودند نام توکیو را برای نامیدن ترکان انتخاب کردند  که ژاپنی ها بعد از جدا شدن از این کنفدراسیون ها نام توکیو را برای خود برگزیدند.در حال حاضر نیز در زبان ژاپنی لغات ترکی و لغات با ریشه ترکی فراوان است.
       
http://s4.picofile.com/file/7813988923/bengutash.jpg

BİR-OY BİL KONFEDERASYONU (M.Ö. 9000-M.Ö.1517)

معنی نام ترکی بیر اوی بیل
BİR-OY BİL (BİR= bir, 1, tek, birleşmiş … OY= düşünce, oy, kanaat, kanıt, sistem…. BİL=belde, egemenlik, hükümranlık) aslında “TEK SİSTEM BELDESİ, TEK DEVLET HÜKÜMRANLIĞI, KONFEDERASYON” demektir.

دولت های تشکیل دهنده ی کنفدراسیون بیر اوی بیل

Bu KONFEDERASYON’a ON-UYUL, OK-ONİM OĞ, ALTUN UYUŞ, ve İSUB-URA BİL devletleri dahildi… Böylece KONFEDERASYON’un etkisi OZU-ÖGİZ’den (Dinyeper) ÇİN hududuna, güneyde MEZOPOTAMYA’ya kadar yayılmıştı. BİR-OY BİL’in ilk başkenti bilinmemektedir. İkinci başkenti ise, SUB-OĞ’dur. SUB-SU, OĞ-KUTSAL demek olduğuna göre, bu şehir KUTSAL SU adını taşıyordu. Başkent M.Ö.4241’de AT-OGI BOLIK’a taşındı. Bu şehir Ruslar tarafından işgale kadar SARAY, Sonra ÇARİÇİN, VOLGAGRAD, sonra da STALİNGRAD olmuştur. Şimdi yine VOLGAGRAD deniyor.


BİR OY BİL KONFEDERASYONU�nun bir UÇ DEVLETİ olan ISUB-URA BİL�in başkenti KAFKASYA�daki ÇUR şehri idi. KAFKASLAR ve DOĞU ANADOLU�da egemendi. MEZOPOTAMYA�yı da kültürel etkisi altına almıştır. ISUB-URA �yazıya geçmiş, kaydolmuş� demektir. Bu devletin BİR OY BİL Konfederasyonuna kayıtlı, vasal devletlerden biri olduğunu gösterir.

Bu üç UÇ-DEVLET�i yöneten kişinin ünvanı USUB URUŞ TURUK idi. Yani �yazıya vurulmuş, kayıtlı, bağlı, BUĞ�a tâbi� yönetici� Bu kişinin URUUA TURU yani �askere alma� yetkisi vardı. Bir devlet için çok önemli olan bu yetki, ASURLULAR tarafından URUATRİ olarak telâffuz edilmiş, bundan da URARTU kelimesi doğmuş, bir devlet adı olarak kabul edilmiştir. (M.Ö. 1000�ler)


Doğu Anadolu’da M.Ö. 15.000’den itibaren kaya resimleri, M.Ö.7000’den itibaren de yazıtlar görülür. Antalya-Beldibi yazıtları M.Ö.7000, İstanbul-Fikirtepe’de bulunan M.Ö.6000’e ait kaplardan ikisinin üzerinde OK ve OZ tamgaları vardır.
R. PUMPELLY, “Exploration in Turkestan” adlı makalesinde (1908, Washington) , “AŞKABAT’ta M.Ö.9000’lere ait yerleşik bir kültür olduğu”ndan bahsetmektedir. Bu kültüre ANAU adı verilmiştir. Bu kültür, A. BELENITSKY’e (1965) göre M.Ö.5000, D. SCHMANDT-BESSERAT’a (1978) göre M.Ö.6000 yıllarına aittir.
Ancak VADIM A. RANOV, '7 yerleşim bölgesinin incelendiğini, ve ilk merkezin M.Ö. 850.000 yıllarında kurulan AMUDERYA’nın kaynak kollarından birindeki KULDURA olduğunu' bildirmiştir. (Kendisi TACİKİSTAN Tarih, Arkeoloji ve Etnoloji Kurumu müdürüdür… Makalesi, “Her Şey Eski Taş Dönemi’nde Başlar” adıyla “Les Dossiers d’Archeologie” dergisinin 185. Sayısında, Eylül 1993 tarihinde yayınlanmıştır.)
Bir diğer merkez SEL UNGUR’dur, M.Ö. 250.000’lere dayanır. Hatta İSLAMOV’a göre geçmişi M.Ö.500.000’e kadar gider. SEL UNGUR, KIRGIZİSTAN’daki FERGANA vadisinde, OK (şimdiki OŞ) kentinin batısındadır. İkisi de KARA TAU (Karadağ) adını taşıyan iki merkez daha vardır ki, bunlardan biri KULDURA gibi AMUDERYA üzerindedir. Diğeri ise, yine KIRGIZİSTAN’da TALAS vadisinin batısını oluşturan dağın adıdır.
M.Ö. 100.000-M.Ö.35.000 arasını ilgilendiren 14 yer incelenmiştir. Bunlar arasında KUTURBULAK, KULBULAK, KAYRAKUM gibileri vardır. BULAK “göz, pınar” demek olduğuna göre, yüksek vadilerdeki su kaynaklarının başına yerleştikleri anlaşılır. Daha sonra OM-OĞ KÖL’ün kıyılarına inmişler, sahil yerleşim birimleri kurmuşlardır. KAPİK-KAĞAN (KAPAĞAN, SEMERKANT) da ilk yerleşim bölgeleri arasındadır.
HİMAYALAR’dan ALATAU (Aladağ) ve ALTAYLAR’la BÜKLİ ÇÖL’e (Gobi) kadar uzanan bölgede 100 kadar yerleşim merkezi bulunmaktadır... En önemli yerlerden biri TEŞİK TAŞ MAĞARASI’dır. Mağara, SEMERKANT’ın güneyinde BAYSUN DAĞI’ndadır. Burada ilk defa taşın yapı malzemesi olarak kullanıldığı görülmüş, “üstün bir kudret”in varlığına inanıldığını gösteren deliller bulunmuştur... Bu hususu, başka bir yazıda derinlemesine ele alacağız.
Bir değer yerleşim bölgesi TAMGALI SAYI’ndaki KAYA ÜSTÜ RESİMLER’i M.Ö. 30.000’lere aittir....
PİKTOGRAMLAR (sembolik resimler) M.Ö. 20.000’e, PETROGLİFLER (yazı elemanları içeren resimler) ise M.Ö. 15.000 tarihini taşır. ULU KEM ırmağı vadi ve steplerinde bulunan OT-OZ sintaşları yine aynı tarihlere aittir. (M.Ö. 15000)
ORTA ASYA’da M.Ö. 9000’lerde ortaya çıkan BİR OY BİL konfederasyonu derin bir felsefeye sahip, büyük bir medeniyettir... İnsanın TANRI BELDESİ’nden (göklerden, manevî âlemden) OZ’laşıp (öz, mükemmel) şekil değiştirerek, OT (od, ateş, ışık, enerji) halinde yeryüzüne “döne döne indiği”ne inanırlardı.
OT-OZ denilen bu insan TANRI’dan geldiği için “kutsal”dı. Herkes eşitti, ayırım yoktu. Bu yüzden kendilerini yönetecek olan BUĞ’u SEÇİM’le (kurultayda) belirlerlerdi.
TÖRELER ile yönetilen bu insanlar kısa zamanda AŞİRET-KLAN düzeyinden MİLLET seviyesine ulaşmışlar, DEVLET kurmuşlardır. TÖRE’yi ÜYÜŞ-YIŞ seviyesine yükseltmişler, ANAYASA haline getirmişlerdir. Çok sağlam bir HUKUK anlayışları vardı.
Bu insanlar IB-IS BOLIK’larda yaşamışlar, yeryüzü-gökyüzü ilişkilerini incelemişler, ASTRO-FİZİK bilimine ilk adımları atmışlardır. Soyutlama yetenekleri ve yaratıcılıkları ile konuştukları dili TAMGA denen SEMBOL-ŞEKİLLER’e dökmüşler, “taşa urmuşlar”, yani DUVARLAR’a, KAYALAR’a, TAŞLAR’a kazımışlardır. RESİM ve HEYKEL sanatının ilk örneklerini bu OT-OZ insanları vermişlerdir.

برای اطلاع بیشتر می توانید نام هریک از کنفدراسیون ها را سرچ کنید

http://s4.picofile.com/file/7813986448/logo.jpg

کلیپ:کتیبه های 30000 ساله ترکی قدیمی ترین کتیبه جهان

30.000 Yıllık Eski Türk Duvar Resimleri Sembolleri Ve Yazıtları

کتیبه های 30000 سال ترکی
قدیمی ترین کتیبه های جهان

http://s4.picofile.com/file/7813981933/APARAT5.jpg

آدرس کلیپ:

http://www.aparat.com/v/Z6dMX

کتیبه های 30000 ساله ترکی قدیمی ترین کتیبه جهان

30.000 Yıllık Eski Türk Duvar Resimleri Sembolleri Ve Yazıtları

کتیبه های 30000 سال ترکی

کتیبه ی اولو کم

http://s4.picofile.com/file/7813976234/Image34.jpg

http://s4.picofile.com/file/7813975913/Image02.jpg

http://s4.picofile.com/file/7813976876/Image36.jpg

http://s4.picofile.com/file/7813977846/sf27.jpg

http://s4.picofile.com/file/7813978595/Image01.jpg

ریشه ترکی و اساطیری نام آذربایجان و تبریز

AZƏRBAYCAN və TƏBRİZ adının TÜRKCƏ kökü

آذربایجان و تبریز نامی اسطوره ای و باستانی از اساطیر ترکان

ریشه ترکی نام تبریز و آذربایجان

http://s4.picofile.com/file/7813958488/azerbaycan_farhang_tarix.jpg

ریشه ترکی نام آذربایجان

در بین ترکان باستان کتیبه ها اکثر به سه شکل الفبایی و طمغا(مهر) و سیمگه(نماد) نوشته میشود.یکی از طمغایی هایی ترکان طمغای آذ یا آس می باشد.این طمغا در اکثر کتیبه های ترکی پروترک ها وجود دارد حتی در کتیبه های باستانی آذربایجان.
طمغای آذ یا آس به معنی و مفهوم هوش دانایی و بزرگی است.بیشتر ترکان از این طمغا برای معرفی کرده اند یعنی شکل عمومی بوده که ترکان برای نامیدن خود از آن استفاده میکردند.

AZ-AS (the AS people, high people)

their names have the AS, AZ tamga

در نام  آذربایجان لفظ  آذ یا آس نیز مشهود است.این طمغا در نام آراز (و ارس) به کار رفته است.
ریشه نام آذربایجان بصورت زیر است
آذ (آس)
ار(جوانمرد) 
بای (بزرگ)
جان(گان:یکی از پسوندهای مکان ترکی)
بطور کلی به معنی محل زندگی آذ (آس) جوانمرد و بزرگ

طمغای AS از طمغاهای مشهور ترکان

http://s4.picofile.com/file/7815182789/166651_490900742378_538052378_6334735_8305655_n.jpg



لفظ آذ (آس) در زمان کنفدارسیون های باستانی ترکان که سراسر آسیا واروپا را زیر سلطه خود داستند کاربرد وسیعی داشته است به همین دلیل است که بعضی ها ریشه نام آسیا را از این لفظ طمغای آذ (آس) میدانند.
خلاصه مقاله ای انگلیسی در این باره

The name of the continent being AS ÖYÜ (as in köy (village in Turkish probably coming from OK ÖYÜ) and the connection)

AS ÖYÜ: The place where AS people live (Asia). (ÖYÜ: place. like in Turkish word KÖY (village) (probably derived from OK ÖYÜ meaning place belonging to OK) Also, IYA,ÖYÜ, IA contains "belong to us" meaning in Turkic languages.


http://s4.picofile.com/file/7813959030/bag_umal_Tebriz_8behe_t.jpg

http://s4.picofile.com/file/7813959886/Erk_qalasi_tebriz.jpg


ریشه ترکی نام تبریز
در اساطیر ترک از کوه هایی با نام TOROS توروس یاد شده است که در کتیبه های باستانی پروترک ها به عنوان محل اولیه زندگی انسان آمده است.نام  TOROS توروس  به شکل های دیگری مثل TAVERUS تاو ار اوس نیز ذکر شده است.در منایع غربی این نام به شکل TAURUS ذکر شده که به معنی صورت فلکی ثور می باشد که براساس منابع یونانی محل زایش خورشید است.
در بیشتر منابع از جمله منابع ترکی و ارمنی و یونانی نام تبریز در ابتدا بصورت تاوریس - توریس- دارویژ بوده است که تطابق کامل با نام ترکی TAVERUS دارد.
ریشه نام تبریز(تاو ار اوس) در ترکی بشکل زیر است:
TAVERUS
TAV در ترکی باستان و در ترکی شرقی همان کلمه داغDAĞ (کوه) در ترکی غربی و آذربایجانی است.
ER به شکل فعلی از فعل اریشمکerişme یعنی متصل شدن و رسیدن گرفته شده است
US در ترکی به معنی بالا و آسمان می باشد
پس نام تبریز به طور کلی به معنی کوه هایی که به آسمان متصل میشوند است.

طمغای ER

http://s4.picofile.com/file/7815182468/165370_491256102378_538052378_6340705_4529552_n.jpg

TAU, Anadoluğda kullanılan DAĞ kelimesidirğ Batılılar kelimeyi Sanskritçe kabul ederler. Aslında TAU (TAĞ), "gökyüzüne tagğılı (takılı), bitişik, oradan sarkan" anlamınadır. Yüksek olmayana TAĞ denmez, TEPE denir. üünkü gökyüzüne değmez. KARA-TAU, "OK TüRKLERİğnin yaşadığı dağ" demektir.

TAG-TAU kelimelerinin KOZMOZğla ilgisini TOROS DAĞLARIğnda da görürüz. Batılılar bunun TAURUS kelimesinden geldiğini söylerler ama nasıl ortaya çıktığını açıklıyamazlar. TAURUS kelimesi TAU-ER-USğun sıkışmasından oluşmuştur. ER (erme, erişme), US (yüce, gök) demektir. Bu durumda TAU-ER-US, "göğe erişen dağ" anlamına gelir ki, bu dağları bundan daha iyi tanımlayan bir ifade olamaz.


در آذربایجان اکثر نام ها با ریشه ترکی است مثل ساوالان و ساواند(سهند) و آراز(ارس) و...

برخی نام های فارسی نیز به چشم میخورند که این نام ها اسم هایی است که رژیم ملعون و نژاد پرست پهلوی با تغییر نام ترکی آنها برایشان انتخاب شده اند.مثل مهاباد(در اصل سویوق بولاق) پیرانشهر(در اصل خانا) سردشت(در اصل ساری داش) نقده (در اصل سولدوز) میاندوآب(در اصل قوشاچای) شاهین دژ(در اصل سایین قالا) تکاب (در اصل تیکان تپه) بستان آباد(در اصل اوجان) آذرشهر (در اصل توپارقان) و...

در ضمن نام هایی وجود دارند که ریشه پروترک و اساطیری ترکی دارند.
مثل قاراداغ که از KARA-TAU و از طمغای OK و یا خزر که از OK-AS-ER و طمغای OK گرفته شده است

OK kelimesi, PROTO-TüRKLERğin büyük bir bölümünün kendilerine yakıştırdıkları addır. KOZMOZğdan "ateş halinde döne döne gelip yeryüzüne indiklerinden" dolayıdır. OK-ONİM OĞ (devlet), OK-OMİĞ (kent), OK-AT (yer), OK-OZ ULİG KüL (deniz) gibi pek çok kelime vardır.

طمغای OK

http://s4.picofile.com/file/7815183224/169026_491269727378_538052378_6340859_3758482_n.jpg


مثل اردبیل و شورابیل که از نام دولت ISUB URA BİL ایسوب اورا بیل که از دولت های تشکیل دهنده کنفدراسیون جهانی ترکان باستان  AT-UKUŞ BİL FEDERASYONU در منطقه آذربایجان و قافقاز بوده است گرفته شده است.

کلیپ:ریشه ترکی الفبای لاتین

Latin Alphabet and Etruscans of Turkic Origin

الفبای لاتین با ریشه ترکی

الفبای لاتین گرفته از منشا ترکی

http://s4.picofile.com/file/7813955157/APARAT4.jpg

آدرس کلیپ:

http://www.aparat.com/v/ZXC5P

ریشه ترکی الفبای یونانی و لاتین

Latin Alphabet and Etruscans of Turkic Origin

الفبای لاتین با ریشه ترکی

الفبای لاتین گرفته از منشا ترکی



اقوام پروترک در طول تاریخ اولین الفبا ها را به کار برده اند از جمله الفبای رونیک runik و الفبای Futhark .این الفبا ها بعد ها توسط اتروسک ها(از پروترک های اروپا) در اروپا نیز کار برد داشته است.بعد ها یونانیان و اقوام اروپایی از تقلید از این الفبا برای خود الفبایی را ساختند .در زیر تصویر چندین حروف لاتین و منشا آنها در کتیبه های ترکی نشان داده شده است.
http://s4.picofile.com/file/7813949030/sf30.jpg

http://s4.picofile.com/file/7813948381/sf29.jpg

http://s4.picofile.com/file/7813947846/samsun_onturk_tamgalari_8.jpg

http://s4.picofile.com/file/7813947632/Image43.jpg

کلیپ:اوغوزخان ذوالقرنین

OĞUZ KAĞAN - OĞUZ HAN

حماسه اوغوزخاقان

اوغوزخان جد ترکان و مقبره اش در هرم سفید ترکستان چین
http://s4.picofile.com/file/7813946448/APARAT3.jpg

آدرس کلیپ:

http://www.aparat.com/v/ZCRs7

اوغوزخاقان ذوالقرنین جد ترکان

OĞUZ KAĞAN - OĞUZ HAN

حماسه اوغوزخاقان

اوغوزخان جد ترکان و مقبره اش در هرم سفید ترکستان چین

http://s4.picofile.com/file/7813937632/oguz_kagan.jpg

امیر کبیر حضرت امیر علیشیر نوایی در کتاب محاکمه الغتین اوغوز خان را نوه یافث بن نوح و یافث را جد ترکان دانسته است.رشید الدین فضل الله همدانی در کتاب جامع التواریخ خود اوغوز خان را ابراهیم خلیل (ع) معرفی کرده است و به تشریح زندگی اوغوز خان پرداخته است.
در کتاب محتشم حماسه اوغوزخان زندگی اوغوزخان همانند حضرت ابراهیم آمده است بطوری که او نیز مانند حضرت ابراهیم در قومی بت پرست بدنیا آمده و پس از مناجات فراوان با خدا به مقام والایی رسیده و به تبلیغ دین خدا پرداخت و چون نزدیکانش با او دشمن شدند به جنگ با ایشان پرداخت و در نهایت پیروز شد و آنها را بخشید.
تمامی اقوام ترکان از جمله اویغور قبچاق و اوغوز همگی از نسل او هستند.
محدوده ی حکومت وی آسیا و اورپا را در بر میگرفت.به روایتی مقبره او در هرم سفید از اهرام ترکان در ترکستان چین قرار دارد.
زندگی او در جوانی شبیه مته خان mete han موسس سلسله ترکان هون است که برخی ها به اشتباه او را مته خان میدانند.

http://s4.picofile.com/file/7813935799/oguz_2.jpg

OĞUZ KAĞAN; Zülkarneyn
داستان زندگی او وجه تشابه فراوانی با ذوالقرنین که در قرآن کریم آمده است دارد حتی برخی ها نام او را شبیه به اوقوز(صاحب دو تیر) و یا اوکوز(گاو نر یا صاحب دو شاخ) دانسته اند.

http://s4.picofile.com/file/7813926555/604.jpg

بخشی از حماسه اوغوزخاقان به زبان ترکی:

تورکلرين ان بؤيوک قهرماني اولاراق سونول- موش، بير ماسال و دستان هاواسي ايچينده، چين ه، هينده، آوروپا قاپيلارينا، قوزئي آسيا نين بوزلو اولکه لرينه قدر اوزانان فتح لري آنلاديلميشدير. ارگه نه کون دستاني کیمي، اوغوز خان دستاني دا، تورک ميلله تي نين تاریخ گليشمه سي و کاراکتريني آچيخلايان چوخ قووتلي بير ادبی وصيغه دير. مته نين « اوغوز خان » آدیلا عادتا قوتسال لاشديريلديغي، تورک ميلله تي نين اورتاقلاشا مالي اولان بو گؤزل دستان قيساجا بئله دیر: گون لردن بير گون آي خان، بير ارکک چوجوق دوغور. اوشاق، قارا ساچلي، قارا قاشلي، آلا گؤزلو. قيزيل آغيزلي ايدي. پري لردن ده گؤزل ایدي. چوجوق، آناسيندان يالنيز بير یول سوت امدي. بير داها اممه دي، قونوشمايا باشلادي. چيی ات و ايچکي ايسته دي. قيرخ گون دن سونرا بؤيودو. يئریدی. اوينادي. آتا ميندي. گئييک آوونا چيخدي. گون لردن، گئجه لردن سونرا، بير ایگید اولدو. باهادير اولدو. اوغوز خان » دئییلن بو باهادير، بير گون تانري يا ياخاريردی( مناجات ائدیردی). بيردن بيره چئوره سي قاپ قارانليق کسيلدي. گؤکدن بير ايشيق دوشدو. بو ايشيق، آيدان و گونشدن بيله پارلاقدي. اوغوز خان، ايشيغين ايچينده بير قيز گؤردو. بو قيز، چوخ گؤزل ایدي. اوزونده، ايشيق ساچان بير بني(خالی) واردي. چوبان اولدوزونا بنزيردی. گولونجه، ماوي گؤک ده گولور، آغلايينجا، ماوي گؤک ده آغلاييردی. اوغوز خان، بو قيزي گؤرونجه عقلي باشيندان گئتدي. قيزي سئودي، آلدي. قيز، اوغوز خان ا اوچ ارکک چوجوق دوغوردو. بيرينجيسينه « گون » ، ايکينجيسينه « آي » ، اوچونجوسونه « اولدوز » آديني قويدولار. اوغوز خان، گون لردن بير گون، آووا گئتدي. گؤلون يانيندا بير آغاج گؤردو. آغاجين قوووغوندا بير قيز اوتوروردو. چوخ گؤزل ایدي. ساچلاري بير ايرماغين آخيشينا، ديش لري اينجييه، گؤزلري، گؤک اوزونون ماويسينه بنزیردی. اوغوز خان ين عقلي باشيندان گئتدي. اوره گينه اود دوشدو. قيزي سئودي، آلدي. بو قيز دا اوغوز خان ا اوچ ارکک چوجوق دوغوردو. بيرينجيسينه « گؤک » ، ايکينجيسينه « داغ » ، اوچونجوسونه « دنيز » آديني وئرديلر. بو چاغدا، ساغ يؤنده « آلتين خان » دئییلن بير خاغان واردي. آلتين خان، اوغوز خان ا ائلچي گؤندردي. چوخ آلتين و گوموش يوللادي. پک چوخ قيز، ياقوت و گوموش سوندو. اوغوز خان ا سايغي گؤستردي. اوغوز خان، آلتين خان ين باش اگمه سيني قبول ائتدي. سونرا، قيرخ گون قوزئيه يورودو. « بوز داغي » دئییلن داغا گلدي. چوخ سویوق ایدی. اوتاغيني قوردوردو دان يئري آغاردي. اوغوز خان ين اوتاغينا گونش کیمي بير ايشيق گيردي. او ايشيقدان؛ گؤک توکلو، گؤک يئله لي(یال)، بؤيوک بير ارکک قورد چيخدي. قورد، اوغوز خان ا دئدي: « ائي اوغوز، آرتيق من اؤنونده يئرییه جه یم!» بوندان سونرا اوغوز خان، چاديرلاري توپلاتدي. يولا قويولدو. تورک اوردوسونون اؤنونده گؤک تويلو، گؤک يئلهلي، بؤيوک ارکک قورد يئریردی. نئچه گون لردن سونرا گؤک تويلو، گؤک يئله لي، بؤيوک ارکک قورد دوردو. اوغوز خان دا تورک اوردوسونو دوردوردو. اؤنله ريندن « ايتيل » دئییلن ايرماق آخيردی. اوغوز خان، بورادا ياغي ايله ووروشدو. ساواش چوخ چتين اولدو. ايتيل سويو، ياغي قانييلا قيپ قيزيل آخدي. ووروشما-دا اوغوز خان، اوستون گلدي. باسان، تورک اوخلاريندا و قيليچلاريندا قالدي. گؤک تويلو، گؤک يئله لي قورد، يئنه اؤنه دوشدو. اوغوز خان ي گونئيين سيجاق اؤلکه لرينه گؤتوردو. اوغوز خان، بورادا دا چوخ يئرلر آلدي. چوخ ياغي يئندي. تورک خاقانليغيني بو يؤنده ده چوخ بويوتدو. گئري دؤندو. اوغوز خان ين يانيندا، آغ ساققاللي، بوز ساچلي، چوخ بيلگه بير کيشي واردي. آنلاييشلي و دوغرو بير آدامدي. اوغوز خان ين دانيشمانييدي. آدي « اولوغ تورک » ايدي. اولوغ تورک، گون لردن بير گون، دوشونده بير آلتين ياي و اوچ گوموش اوخ گؤردو. آلتين ياي، گون دوغوسوندان گون باتيسينا دک اوزانيردی. اوچ گوموش اوخ دا قوزئيه دوغرو گئدیردی. اولوغ تورک، اويخودان اوياندي. یوخودا گؤردوکلريني اوغوز خان ا آنلاتدي: « ائي خاقانيم، دئدي؛ گؤک تانري نين سنه وئرديکلري، خئیيرلي اولسون! گؤک تانري، دوشومده گؤردوک لريمي يئرينه گئتيرسين! ديله دیگي يئري سنه وئرسين! » اوغوز خان، اولوغ تورک ون سؤزلريني چوخ بگندي. بيلگه ليغيني اؤیدو. اؤیودونو دينله دي. اوغول لاريني توپلادي. دئدي کي: « ائي اوغوللاريم! گؤنلوم آو ديله ییر. قوجاديم. گوجومو ايتيرديم. گون، آي و اولدوز، سيز دوغويا وارين. گؤک، داغ و دنيز، سيز باتييا گئدين! » بونون اوزه رينه اوغوز خان ين اوچ اوغلو دوغويا، اوچ اوغلو باتييا گئتدي. گون خان، آي خان و اولدوز خان، بول بول آولانديقدان سونرا، يولدا بير آلتين ياي بولدولار. يايي آلديلار. بابالاري اوغوز خان ا وئرديلر. اوغوز خان سئويندي. يايي اوچ پارچا ائتدي و: « ائ? بؤيوک قارداشلار، دئدي؛ ياي سيزين اولسون! » — گؤک خان، داغ خان و دنيز خان، بول بول آولانديقدان سونرا، يولدا، اوچ گوموش اوخ بولدولار. اوخلاري آلديلار. بابالاری اوغوز خان ا وئرديلر. اوغوز خان سئويندي. اوخلاري اونلارا پاي ائديب « ائي کیچیک قارداشلار، دئدي؛ بو اوخلار سيزين اولسون! » — اوغوز خان، بوندان سونرا اولو قورولتاي ي توپلادي. خالقي دا چاغيردي. بؤيوک دانيشما ياپيلدي. اوغوز خان، يوردونو، اوغول لارينا پاي ائتدي. دئدي کي: « ائي اوغول لار، چوخ ياشاديم. چوخ ساواشلار گؤردوم. چوخ اوخ آتديم. قيليچ ساللاديم. ?تا مينديم. ياغيلاريمي آغلاتديم. دوستلاريمي گولدوردوم. گؤک تانري يا بورجومو ادا ائتديم. سيزلره ده يوردومو وئريرم. يوردوموزون اوزه رينده بوگه ليک و بختييارليقلا ياشايين. گؤک تانري نين بويروغوندان چيخمايين. اسن قالين! « سونرا گؤک رنگلي گؤزلريني یومدو. »

http://s1.picofile.com/file/7720615585/gizemli_turk_tarixi.jpg

برای اطلاعات بیشتر درباره اوغوزخان ذوالقرنین به لینک های زیر بروید

http://www.bilinmeyenturktarihi.com/oguz-kagan-destani.html

http://www.gnoxis.com/oguz-kagan-ve-zulkarneyn-53898.html

http://forum.memurlar.net/konu/532974/

http://www.milliyetciforum.com/showthread.php?t=35927&page=1

کلیپ امپراطوری ترکان ایران(زنده باد ایران اسلامی)

کلیپ امپراطوری ترکان ایران(زنده باد ایران اسلامی)

Iran da Turkler ve ۱۰۰۰ yil Turk hakimiyeti

امپراطوری 1000 ساله ترکان ایران پس از اسلام

http://s4.picofile.com/file/7813918709/APARAT.jpg



http://s4.picofile.com/file/7813919030/iran_turks_selcuk.jpg

در این کلیپ به بررسی تاریخ سلسله های ترکان ایران پس از اسلام از جمله ترکان خوارزمشاهی ، ترکان غزنوی ، ترکان تیموری ، ترکان افشار ، ترکان سلجوقی ، ترکان صفویه و ... پرداخته شده است

آدرس کلیپ :

http://www.aparat.com/v/WiaXb

کلیپ:ترکان بانی تمدن های باستانی جهان(بررسی علل وجود کتیبه های پروترک در اکثر تمدن های جهان)زنده باد

Bilinmeyen TÜRK tarihi
Tarih Türkle başlar


İLK İNSAN, ORTAASYA İNSANI, ÖNTÜRKLER

تاریخ اولیه بشر از کتیبه های ترکی

تاریخ با ترک شروع می شود

http://s4.picofile.com/file/7813921933/APARAT2.jpg
آدرس کلیپ:

http://www.aparat.com/v/m9jFO

تاریخ بشریت در کتیبه های ترکان از آدم تا ساکاها

در این مقاله با استفاده از متون کتیبه های پروترک ها ترتیب تمدن های اولیه جهان اورده شده است

http://s4.picofile.com/file/7813887204/ilk_insanlar.jpg


Orta Asya
 İnsanın Atası, Orta Asya İnsanı, Proto-Türkler ve en eski Türk Devletleri
- ON-OĞ (Tanrının ruhundan üflediği ilk insan, Adem’in Cennet’teki hali)
انسانی که از روح خدا آفریده شده است
- KİSİ-OĞLI İnsanı (Adem ve soyu, M.Ö. 850.000 yılları)
آدم و نژاد او
- OT-OZ İnsanı (GÖK ‘ten inenin soyundan gelen mükemmel, güçlü insan, M.Ö. 25.000′ler)
انسانی که بر زمین نازل شده
- ON Halkı (M.Ö. 20.000′ler)
تمدن اون
- OK Halkı (M.Ö. 15.000′ler)
تمدن اوک
- ANAU Halkı (Orta Asya da ilk medeniyet kuran PROTO-TÜRKLER, M.Ö.9000)
تمدن آناو
- OGÜL-UKUS İnsanı (İlk alfabe kullanan insan, M.Ö.7000)
تمدن اوغول اوکوس :انسامی که اولین الفبا را استفاده کرده است
- OK-OZ Halkı (İlk Oğuzlar, M.Ö.7000)
تمدن اوک-اوز:اولین اوغوز ها
- OZ Halkı (Uzlar, ilk Oğuzlardan, M.Ö.5000)
تمدن اوز
- BU-KİSİ İnsanı (Himalayaların eteklerinde görünen ilk insan, M.Ö.5000)
تمدن بو-کیشی
- BİR-OY BİL KONFEDERASYONU (M.Ö. 9000-M.Ö.1517) (Doğu Anadolu’dan Çin’in ortalarına kadar)
تمدن بیر اوی بیل:حکومت جهانی از چین تا آناطولو
- ON OYUL Uç Devleti Taşkent-Buhara, Kuça-Yarkent arasında)
3دولت اون اویول
- OK-ONIM OĞ Uç Devleti (Kuça-Urumçi ‘den ÇİN ‘in ortalarına kadar)
3دولت اوک-اونیم اوغ
- ISUB-URA BİL Uç Devleti (Kafkaslar ve Doğu Anadolu)
3دولت ایسوب-اورابیل :منطقه قفقاز و آذربایجان
- OK-UŞUY
اوک-اوشوی
- ÖTİGİN İRİŞ (Moğolistanda)
- OD-URUGİN YİŞ (Çin’in kuzeyinde)
- UŞUNTUNG UYUZ (Çin’in güneyinde)
- AT-OY BİL KONFEDERASYONU (M.Ö.1517-M.Ö.879) (Selanik Körfezi’nden Çin’e, Üst Asya’dan Tibet’e kadar) (Bir adı da AT-UKUŞ BİL)
- ISUB-URA BİL Uç Devleti (Kafkaslar ve Doğu Anadolu)
- AT UKUS YÜZ Uç Devleti (Eski ISUB-URA BİL)
- ISUB URUŞU TUTUK Uç Devleti (Eski ISUB-URA BİL)
- OK-OGİS AT UÇUK Uç Devleti (Eski ISUB-URA BİL)
- ISUB URA UÇ Devleti (Eski ISUB-URA BİL)
- OK-UŞUY Uç Devleti (İskitler, Kuzey Karadeniz’de)
- DEŞT-İ KIPÇAK Konfederasyonu (İskit ve Isub-Ura) (M.Ö.500′ler-M.S.1236)
- ÖKÜGİMİN YIŞ Devleti (Urallarda)
- ÖG-ÖDÜS Devleti (Kırım’da)
- TATAR BİRİLE OK-AT Devleti (Harzemde)
- TÜRÜK BİL FEDERASYONU (M.Ö.879-M.S.580)
تمدن توروک بیل
- ÖTÜKİN YIŞ Devleti (Ana Devlet),
- ALTUN YIŞ Devleti (Altay),
- UCUĞUY YIŞ Devleti (İçki Türkistan),
- ÖKÜGİMİN YIŞ Devleti (Ural) ,
- BU TÜRÜK BİL Devleti (Beri Türkistan)
- OK-UDURİKİN YIŞ Devleti (Kore ve Mançuryadaki devlet, başkenti UŞUNTİN BOLIK, daha sonra HAN BALIK olmuştur, şimdiki PEKİN )
- UŞUNTİNG UYUZ Devleti (Güney Çin Federasyonu)
- BOY-URUK FEDERASYONU (M.S.900′LER-1800′LER) (Orak Bulgarlarının Federasyon’a hakim olmalarıyla başlayan dönem)
- OZUM ON-OK Devleti ) (M.S.641-1016) (İskit ve Hazar Türkleri federasyonu, M.S. asırda Musevî dinini kabul etti)
- ÖKÜGİMİN YIŞ (M.S. 500′ler-1237)(Oral Bulgarlarının devleti)
- ON-UYUĞUR YIŞ Devleti (M.S.500′ler-1237)(Kazan Tatarları)
- OĞUZLAR Devleti (M.S.500′ler-1238) (Kasim ve Oka Tatarları)
- ALTIN-UR Devleti (1238-1505) (Oğuzların yerine, Altınordu diye bilinen devlet)
- YENİ DEŞT-İ KIPÇAK Federasyonu (1236-1395)
- KAZAN HANLIĞI (M.S.1436-1552)
(Yeniden BİR OY BİL KONFEDERASYONU oluşturma girişimi. Başarıya ulaşamayınca Asya’da kurulan Hanlıklar birer birer Rusya’nın pençesine düştü. Aslında son 1000 yıldaki SELÇUKLU, OSMANLI, CENGİZ ve TİMUR imparatorlukları M.Ö.5000′lerden gelen TÜRK KONFEDERASYONLARI ‘nın devamından, canlandırılmasından başka bir şey değildir. Biri diğerinin yerini almıştır. )
 
- Yafes Oğulları; Hz. Nuh’tan sonra ——- Kafkasya, Ağrı Dağı Çevresi, Güney-Doğu Anadolu (M.Ö. 4000′ler)
- Sümerler———————–Mezopotamya (M.Ö. 4000-1900)
- Akadlar————————-Mezopotamya (M.Ö. 2750-2000)
- Elâmlar————————-Mezopotamya (M.Ö. 2160-600)
- Kantura Oğulları; Hz. İbrahim zamanı———–Mezopotamya (M.Ö. 1800’ler)
- Hiksoslar———————-Mısır (M.Ö. 1657-1580)
- Eskimolar———————Alaska, Sibirya (M.Ö. 10.000’den itibaren)
- Amerika Kızılderilileri — Kuzey/Güney Amerika (M.Ö. 10.000’den itibaren)
- Sakalar ————— Asya, Anadolu, Avrupa (M.Ö. 3.000’den itibaren)  (Şimdiki) Sokolar-Yakutlar, Mesketler, Basklar)
- Pelasglar———————-Anadolu, Yunanistan (M.Ö. 3.000-400)
- Amazonlar ————-Samsun, İzmir (M.Ö. 3.000-2.000)
- Makedonyalılar————–Balkanlar (M.Ö. 2.500- 168) (M.Ö.512-479 Pers dönemi hariç)
- Hattiler————————–Anadolu (M.Ö. 2500)
- Gutiler——————-İran, Mezopotamya (M.Ö. 2500-1950
- Tourkiler ———————-İran, Mezopotamya (M
- Hititler ——————–Anadolu (M.Ö. 2000- 1200)
- Hurriler ——————–Anadolu (M.Ö. 2000-1300)
- Mitanniler ———————- Anadolu, Mezopotamya (1900-1260)
- Kimmerler ————— Kafkasya, Anadolu (M.Ö. 1900-590)
- Troyanlar (Truvalılar)—–Anadolu, Kuzey Afrika (M.Ö. 1250-800)
- Turukkular ———————-Mezopotamya (M.Ö. 1750)
- Kassitler —————————-İran, Mezopotamya ( M.Ö. 1200)
- Etrüskler———————-İtalya (M.Ö. 1200-265)
- Urarlar———————–Anadolu (M.Ö. 860-580)
- Meydiyeliler (Medler)——Kafkaslar ve İran (M.Ö. 708-550)
- Partlar ———— Kafkasya, İran (M.Ö.249-M.S.228)
- İskit —(Çit, Skit, Saka) İmparatorluğu (M.Ö. 500’ler- M.S. 700’ler)

تاریخ با ترکان شروع میشود(تاریخ نامعلوم ترکان)

Bilinmeyen TÜRK tarihi
Tarih Türkle başlar


İLK İNSAN, ORTAASYA İNSANI, ÖNTÜRKLER

تاریخ اولیه بشر از کتیبه های ترکی

تاریخ با ترک شروع می شود


وقتی دانشمندان از تاریخ بحث می کنند تاریخ ملتها را بغیر از ترکان بطور دقیق و معلوم مطرح میکنند ولی وقتی نوبت به تاریخ اولیه ترکان میرسد دانشمندان دست تسلیم برداشته و سخن مشهوری که میگوید اگر دو چیز در دنیا نامعلوم باشد یکی تاریخ ترکان است را بیان می کنند.

در این مقاله با استفاده از انچه از کتیبه های چند ده هزار ساله پروترک ها بر میاد برگ هایی از تاریخ اولیه بشریت مطرح میشود.
به اعتراف دانشمندان اولین الفبای جهان الفبای رونیک runik  و  الفبای Futhark هستند که در نوشتن کتیبه های پروترک ها استفاده شده است.این کتیبه ها بصورت طمغا(مهر) و سیمگه(نماد) و حروف هستند.گاهی در این کتیبه ها با مفاهیمی عمیق همچون زندگی در بهشت و نزول از خدا بر زمین و یا انسان اشرف مخلوقات و این گونه مسائل درباره انسان اولیه بر می خوریم.
تاریخ این کتیبه ها از 30000 سال پیش تا به 3000 سال پیش بر می گردد.

درزبان پروترک هر طمغا بصورت یک نماد و هم بصورت یک حرف است.همانند حروف مقطعه

الف لام میم

http://s4.picofile.com/file/7813863545/Image38.jpg

Bir ORTA ASYA dili olan PROTO-TÜRKÇE’de her TAMGA bir HECE’dir, ve bir KAVRAM ifade eder, aynı zamanda bir HARF’tir.

http://s4.picofile.com/file/7813863224/Image37.jpg

حال به بررسی بعضی از این مفاهیم در کتیبه های ترکی میپردازیم

http://s4.picofile.com/file/7813861826/Image30.jpg

مفهوم طمغای ON-OĞ :اون-اوغ در کتیبه های پروترک به معنی انسان مقدس  و انسانی که از روح خدا خلق شده بر میگردد (بدون ماده )

TÜRKLER, bu yüzden kendilerine ON-OĞ - KUTSAL KİŞİ derler... ON aynı zamanda KAİNAT demektir... Yani İNSAN, EŞREF-İ MAHLÛKAT'tır. En şerefli yaratıktır!..


O yüzden ON-OĞ, TANRI KATI'nda sanki uyku halindedir, buna UYU-USUK denir... Bu kelime bugün UYUŞUK haline dönüşmüştür.

مفهوم طمغای OĞ :انسان مقدس پس از رانده شدن از بهشت اوغ خوانده شده است.

ON-OĞ yeryüzüne inince YUKARI ile, KÂİNAT ile bağlantısını unutur. Sadece OĞ olur

در ضمن OĞ بفهوم هوش وبا هوش است.از اولین نام هایی که ترکان با ان خود را معرفی کرده اند کلمه  OĞUZ اوغوز است که معنی ما انسانهای با خرد است.

مفهوم طمغای OZ :انسان مقدس پس از مخلوط شدن با گوشت و استخوان اوز خوانده شده است.

ON-OĞ, yeryüzüne inip, maddeye bürünürken (ETE KEMİĞE BÜRÜNDÜM - YUNUS DİYE GÖRÜNDÜM ifadesini hatırlayalım) OZ'laşır

مفهوم طمغای OT-OZ : انسان OZ پس از پخته شدن و آزمایش شدن با آتش OT بصورت  OT-OZ خوانده شده است.

Pişmesi gerekir. Bunun için OT'la (OD), ATEŞ'le imtihan edilir, yani zor şartlarda yaşamak durumunda kalır, sonunda OT-OZ olur.

مفهوم طمغای ON :در اساطیر ترک به نظام کل خلقت ON گفته میشود

Eski Türkler "DÜZENLİ BİR BÜTÜN (KÜLLÎ NİZAM)" olarak düşünülen KÂİNAT’a OL-ONİ derlerdi. Bu ifadede OL kelimesi DÜNYA, ikinci ON kelimesi de KOZMOS mânâsınadır.

ریشه کلمه آجونACUN(جهان در ترکی) از طمغای ON :در اساطیر ترکی به سیستم هایی که در آن موجودات زنده زندگی میکردند  ÖC-ONON می گفتند که به تدریج به شکل آجونACUN در آمده است.در کتیبه های ترکان تعداد کهکشان هایی که در آن موجودات زنده زندگی می کنند 5 کهکشان آمده است.

Galaksilerin her biri bir ON’dur. Kozmik bir yapısı vardır, ancak canlı bulunmaz... Canlı bulunan sistemlere ÖC-ONON(ACUN) denilir. Eski Türkler bunların 5 adet olduğuna inanırlardı. Yani DÜNYA dışında 4 galakside daha hayat bulunduğunu düşünürlerdı. Bizim ÖC-ONON’umuz, SAMANYOLU ON’undaki GÜNEŞ sistemidir.

مفهوم ALKU-ON : در ترکی باستان معادل لغت ترکی ائورن evren (گیتی ) بصورت ALKU آمده است که وقتی با ON ترکیب میشود بصورت ALKU-ON در میاید که به معنی کل کاینات است.

Eski Türkler, EVRENSEL kelimesinin karşılığı olarak HERŞEYİ İÇİNE ALAN mânâsındaki ALKU kelimesiyle ON’u birleştirip ALKU-ON yapmış, bunu da KAİNAT, MÜKEVVENAT anlamında kullanmışlardır.

http://s4.picofile.com/file/7813861498/Image17.jpg

http://s4.picofile.com/file/7999065157/turk_eski_yazit3.jpg

مفهوم طمغای AT :دارای مفهوم اتصال به خداوند است
AT = (TANRI’ya erişmek için) atılan – fırlatılan,

مفهوم طمغای AD :به معنی شناخته شده و معلوم است
AD = bilinen, tanınmış anlamlarına gelir

مفهوم طمغای UB و حرف B : به مفهوم بالاترین جایگاه است
B harfi UB = en yüce, kozmik değerler demektir


مفهوم طمغای Ök : طمغای اؤک به معنی رب و پروردگار می باشد.

http://s4.picofile.com/file/7813864515/kadirparlak_1426507831.jpg

Türkçe'de iki tane 'k' vardır: Birisi bildiğimiz 'k'dır, diğeri 'ök' diye okunur. Şimdi bu 'kök' olarak okunamaz. 'Kök' olamaz, çünkü ön tarafa 'ök' harfini yazmışlar, 'Kök' olsaydı diğerini koyardı.. Öyle yazmamış. Buraya başka bir harf koymuş... Bu ya 'ök'tür ya da 'ük'tür. Bu kelime Orhun yazıtlarında bir tek yerde geçiyor. Bunu 'köktürk' diye okuyorlar. Bu halbuki bu 'Öküktürk'tür... 'Ök' Rab demektir... Yani Rab Türk'ü diyor adam

مفهوم  EDİN-ER ریشه نام تانری(خدا):ED در کتیبه های ترکی به معنی قدرت خلاق است و بصورت زیر به تانری تبدیل شده است.
  EDİN-ER, EDİN-İR, DİNGİR, TENGİR, TENGRİ, TENRİ ve TANRI

http://s4.picofile.com/file/7813866662/samsun_onturk_tamgalari_8.jpg

مفهوم مار در کتیبه های پروترک :
در کتیبه های پروترک ها مار به عنوان جریان دهنده عوامل آسمانی بر زمین است.

TANRI da kendindeki iyiliği döne döne, YILAN gibi YER�e indirir, YERYÜZÜ bu şekilde varlığını sürdürür.

مفهوم گاو و بز در کتیبه های پروترک: گاو و بز باعث وصل شدن خوبی های روی زمین به آسمان هستند

Öyleyse İKİ BOYNUZLU BOĞA (ve İNEK) figürleri YERYÜZÜ�ndeki iyiliği göklerdeki TANRI�ya ulaştırmakta, bu şekilde bir nevi şükretmektedir� Bu anlayış MISIRLILAR�da da vardı. Ancak HİNDİSTAN�da doruğa ulaşır. HİNTLİLER�in KUTSAL İNEK inanışı hâlâ sürmektedir.

YERYÜZÜ�nde insanların İYİLİK ve BOLLUK içinde yaşamaları için TANRI�nın YERYÜZÜ�ne İYİLİK indirmesi, YERYÜZÜ�nün de ŞÜKÜR etmesi yetmez!.. BUĞ(BEY) ve BUVUN(BUDUN-MİLLET) İYİLİK içinde olmalı, ve onların İYİLİKLER�i TANRI�daki KÜN�e ulaşmalıdır.

مفهوم ÖZ-İÇİŞ :در مفهوم بهشت به کار رفته است.در اینجا انسان با سوختن در آتش عشق الهی دوباره به خدا باز میگردند.این مفهوم در اشعار ترکان نیز بسیار کاربرد دارد.

ÖZ�ün (kişinin manevi varlığının) İÇİŞ�i, TANRI�dan gelen ÖZ�ün ateşte yok olarak tekrar TANRI�ya varmasıdır. .. Binlerce yıl sonra bu anlayış �AŞKIN İLE YANAYIM / VARLIĞINDA YOK OLAYIM� tarzındaki tasavvufî şiirler olarak karşımıza çıkar.

مفهوم خورشید :خورشید در کتیبه ها به عنوان نام خدا بکار رفته چون قدرتمندترین و تنها ترین در آسمان است

ÖGÜL-UKUS insanı, TEK ve YARATICI KUDRET’i ifade için GÜNEŞ resmi çizmiştir. Bu hiç bir zaman onun GÜNEŞ’e taptığı anlamına gelmez!.. Gökte ve yerde gördüğü en kudretli cismi, ve de tek olan bu cismi, YARADAN’ın sembolü olarak kullanmıştır. Çünkü GÜNEŞ hayat verir, toprağı canlandırır, bitkileri yeşertir. İnsanları ısıtır. Bazen de kurutur, öldürür. Sonsuz bir enerji kaynağıdır.

http://s4.picofile.com/file/7813860642/Image14.jpg

مفهوم  EZ ED A EM : به مفهوم مراسم تقدیس خداوند است.EZ یعنی تقدیس ED یعنی نمودن و خلق کردن EM یعنی وضعیت.در کتیبه ها این مراسم با خورشید و ماه و 7 نفر همراه انجام میشود.این هفت نفر به عنوان نماینده هستند.پشت عدد 7 معنی عمیقی وجود دارد.

http://s4.picofile.com/file/7813913117/AY_GUN.jpg

http://s4.picofile.com/file/7999064729/turk_eski_yazit1.jpg

Uygulanan EZ ED A EM, yani TAKDİS MERASİMİ’dir. EZ-takdis, ED-etme, yaratma, EM-duruş demektir. Hepsini birleştirince TAKDİS ETME MERASİMİ tamlaması elde edilir. Bunu ayrıca sağ alttaki KÜN ve AY figürlerinin YEDİ YALKIN’dan oluşan saçlarından, ELİ BELİNDE duruştan anlıyoruz Bu EM pozisyonudur. Dünyada HAYAT’ın mümkün olduğunu, ve bunun GÖK’le ilişkisini gösterir.
ROTO-TÜRKÇE’de ALT kelimesi “temsilci” demektir. 6 çizgi veya 6 noktayla ifade edilir. EKİ (AY) bu töreni TANRI adına yönettiğinden, TEMSİLCİ durumundadır.
Dikkat edilirse, AY’ın başında 6 YALKIN bulunduğu, KÜN’ün başındaki 7 YALKIN’dan birinin AY’ın başına uzanarak 7.yi tamamladığı görülür. Bunun çok derin mânâları vardır.

تقدس اعداد 17 و 11

İkinci halkada 17 BENEK var… EZ ED A ON kelimeleri birbirine kaynaşarak EZ-EDA-ON, CEDİ ON , ON CEDİ (şimdiki KAZAK-KIRGIZ telâffuzu), ve ONYEDİ… Yani EZ EDİ (takdis edilmiş, kutsal) ON(halkı için) …

En iç halkada 11 BENEK var… BU ER ON kelimeleri sıkışarak BİR-ON, sonra da ONBİR olmuştur. BİR (HAN’ın özelliği, tek)… ON (halkına), yani ON halkına HAN (olmak üzere)…

مهر سلیمان نمادی در کتیبه های پروترک پیش از یهودی ها به معنی جلال و جمال خداوند

http://s4.picofile.com/file/7813858709/ed_tamgasc4b1.jpg

MÜHR-Ü SÜLEYMAN, Yüce ALLAH’ın CELÂL ve CEMÂL sıfatlarını sembolize eder. Bu yüzden GÖK İKİLİSİ, yani İKİ İLÂHİ VASIF açıklaması son derece yerindedir. KUR’AN’da anlatıldığına göre, HZ. SÜLEYMAN bu MÜHÜR’ü yüzüğünde taşırmış. O yüzüğe sahip olduğu sürece de kuşların, Karıncaların dilini anlar, cinlere hükmedermiş. Bir gün cinlerden biri bu yüzüğü çalmış, SÜLEYMAN da bu KUDRET’ini kaybetmiş.

Hemen ekliyelim ki, KUR’AN’daki kıssalar da KAYA RESİMLERİ gibidir. ZAHİR’deki KELİMELER’in arkasında DERİN MÂNÂLAR vardır.

YAHUDİLER’in ALTI KÖŞELİ YILDIZ’I kendilerine SEMBOL ve BAYRAK yapmaları, MUSEVÎ HAZAR TÜRKLERİ’nden dolayıdır. Bilindiği gibi DÜNYA MÜSEVİLER’inin yarısından çoğunu HAZAR TÜRKLERİ’nin soyundan gelenler oluşturmaktadır. (Bakınız: Arthur Kostler, 13. KABİLE, Ansiclopedia Judaica) İsrail bayrağına MAVİ renkte işlenmesinin sebebi de, MAVİ’nin hemen bütün TÜRK boylarında TANRI’ya işaret etmesidir (GÖK rengi).

ریشه لغت پروترک ÖGİS به معنی پیغمبر: در ترکی باستان ÖG به معنی فلسفه است.İS به معنیdüşünce معرفت است.یعنی شخص دارای معرفت فلسفی .ÖGDİ نیز در ترکی به معنی مدحیه و هم معنی با övgü ستایش است.

ÖGİS karşılığında kullanılan peygamber sözünü de deyim olarak kabul etmek gerekmektedir. ÖG, felsefe demektir, bugün dilimizde ÖGE halinde prensip anlamında kullanılmaktadır. İS düşünce demek olduğuna göre, “Felsefi düşünce” sahibi kavramını ifade etmektedir. Ön-Türkler’de “doğru yolu gösteren, gerçeği gören kişi” demektir. Anadolu’da bu anlamda “uluğ kişi, eren, ermiş” sözcükleri kullanılmaktadır. Yazıtta, Anadolu lehçesiyle şu sözcükleri yakalayabiliriz.



http://s4.picofile.com/file/7813867311/Tamgal%C4%B1_Say2.jpg

کتیبه ترکی در فرانسه

http://s4.picofile.com/file/7813868381/Y%C3%BCce_Konfig%C3%BCrasyon_Yaz%C4%B1t%C4%B11.jpg



http://s4.picofile.com/file/7813858595/37_2.jpg

http://s4.picofile.com/file/7813859672/Image01.jpg http://s4.picofile.com/file/7813860107/Image13.jpg

برای اطلاعات بیشتر می توانید هریک از عنوانین را سرچ کنید و یا به لینک های زیر بروید

http://www.sonsuz.us/?q=node/tarih_turkler_ile_basladi

http://www.bilinmeyenturktarihi.com/tag/tarih-turklerle-baslar

http://www.bilinmeyenturktarihi.com/tag/on-turkleri

http://www.angelfire.com/tn3/tahir/trk93m.html

http://www.angelfire.com/tn3/tahir/trk90g.html

http://www.angelfire.com/tn3/tahir/trk92m.html

http://www.biroybil.com/showthread.php?20553-T%FCrkler-kimdir

http://www.turania.org/turan-tarihi/3359-turkler.html

http://www.angelfire.com/tn3/tahir/trk92k.html

مصریان باستانی قومی پروترک(ترکان)

ESKI MASAR/MISIR BIR TUR/TURK DEVLETI IDI

مصر(ماصار) قدیم دولتی تور/تورک

تاریخ پروترک مصریان باستان


کتیبه های مصری با طمغا های ترکی
کتیبه های مصری بااستفاده از طمغا های اقوام پروترک با تغییر جزیی در ساختار و شکل نو شته شده اند

http://s4.picofile.com/file/7805545585/Image15.jpg


در اساطیر ترک در حماسه اوغوزخاقان از قومی به نام ماصار یاد شده است.این قوم به عنوان شاخه ای از ترکان آذری شناخته شده اند.در حماسه اوغوزخان آمده که ماصار ها بعد از جدایی از آذربایجانی ها به طرف جنوب کوچ کردند

5.1) Eski Misir Devleti hakkinda sunu söylemek hiçte yanlis olmaz: Insanlik tarihinin en uzun ömürlü devleti olan eski Misir Devletini kurup, eski Misir medeniyetini gelistirenler, dünyaca ünlü piramitleri dikenler, dilleri günümüzün Azeri Türkçesinin bir agzi olan Tur/Türk insanlari idi. Oguz-Kagan destaninda onlarin adlari MASAR diye geçer. MASAR adi Oguz-Kagan destaninda da geçer. Oguz-Kagan destaninda Masar kralinin adi da “Kagan” (Hakan) diye anilir. Il-günlerinin rengi kap-kara idi der. Bu da Oguz oraya gelmeden önce oranin insaninin Afrikanin kara renkli insaninindan oldugunun isareti olsa gerek. Eski MASAR/MISIR devletine hakim halkinin dillerinin Türkçe bir dil olusu (Dogu Anadolu ve Azeri Türkçesi), kendilerinin Orta Asyadan gelip Akdenizden itibaren Nil nehri boyunca kuzey Afrikada medeniyet gelistirmis olmalari, din, kültür ve törelerinin eski Türk dünyasinin din, töre ve inanislari ile ayni olusu ve eski Masar/Misir ünvanlarinin Türk Hakan ünvanlari gibi Türkçe dilde olusu, dünyanin bu çok eski ve uzun ömürlü devletinin bir Tur/Türk devleti oldugunun kanitlaridir.


بررسی خدایان مصر باستان و وجه اشتراک آنها با عناصر مقدس ترکان موجود در حماسه اوغوزخاقان

5.2) Benim görüsümde, eski Masar’in (Misir’in) üç büyük piramitleri eski Tur/Türk dünyasinin üçlü Gök-Tanrisinin adina, yani Gök-Ata-Tanri, Gün-Tanri ve Ay-Tanri adlarina yapilmis abidelerdir. Milli bir proje olarak üç ayri Hakan zamaninda baslatilmis, en büyük piramit Gök-Ata-Tanri (evreni yaratan), ikincisi Gün-Tanri (günes için), Günes Gök-Ata-Tanriya göre ikinci sirada idi, ve üçünçüsü ise Ay-Tanri için (üç piramit içinde en küçügü) yapilmislardir. Üçlü Gök-Tanri için yapilan bu piramitler bitirildikten sonra bir daha da bunlar kadar cüsseli ve onlar kadar görkemli, Tanri adina yakisir piramitler yapilmamistir. Bunun arkasindaki sebebin, ekonomik olmakla beraber, üçlü Gök-Tanri adina yapilan bu piramitleri baska yapitlarla geçmemek istek ve düsüncesi olmalidir.

بررسی ریشه ترکی نام EGYPT

5.3) Bu çok eski Tur/Türk devletinin, yani eski Masar/Misir devletinin Tur/Türk dünyasindan kopmus olmasi, eski Türklügü yok etmek isteyenlerin planli ve bilinçli olarak eski Tur/Türk dünyasini yanlis tanitma gayretlerinden kaynaklanmaktadir. Dünyanin en uzun ömürlü devleti olan Eski Masar/Misir devletinin bir Tur/Türk devleti oldugunu gösteren ve onlarin han/hakan ünvanlarini yeniden gözden geçiren çalismami ayrica sunacagim. Masar adi sonradan Grekler tarafindan bilinçli olarak “EGYPT” sekline çevrilmistir. Ad degistirme bir “yikma, yok etme” takdigidir. Ne gariptir ki bunu yapanlarin kendileri de zamaninda hep Türkçe dil konusuyorlardi.

نام های ترکی پادشاهان مصر باستان
ESKI MASAR/MISIR KRALLARINDAN BAZILARI

Sir Wallis Budge’in kitabinda [2] ayrintili olarak bildirilen eski Masar kirallarindan bazilarini örnek olarak burada vermek isterim.
6.1) ****PU: Eski Masar/Misir devletini kuran ilk hakanin adi kazinmis ve adindan yalniz ****PU son kismi kalmistir. Digerlerinin hepsi kendilerine Tanri adlari aldiklarina göre, belki ona da ” ****aPa-U” (BABA-U/O), yani “O atsiz kurucu APA” demek yerinde olabilir. Kurucu kisi olmasi dolayisiyle de O-APAdir.
6.2) SKA/SAKA: Ikinci hakanin adi SKA seklinde veriliyor ki bu SAKA adindan baska birsey degildir. Böylece, hepimizin olmazsa olmaz seklinde bilmesi gereken husus sudur ki Eski Masar/Misir Tur/Türk Devletini kuran ikinci hakanin adi SKA seklinde gösterilmesine ragmen SAKA oldugu asikardir. Bilindigi gibi SAKALAR Türk dünyasinin atasi sayilir ve bu Tur/Türk insani eski Misirda da dünyanin en uzun ömürlü Türk devletini kurmuslardir.
6.3) KHAAU: KHAAU seklinde gösterilen bu ünvan eski Masar’in 3. Hakaninin adidir. KHAAU < “AKH-AA-U” < Tr. “AKH-AGA-U” (Ag/Ak Aga O), yani üçlü Gök-Tanriyi temsil eden bir ünvadir. Eski Masar/Misir hakanlari, Türk adetleri geregince kendilerini “yer yüzuunde “Tanri” ilan ettiklerinde, Gök-Tanrinin adini tasiyan ünvanlar aliyorlardi. Böylece, KHAAU seklinde okunan bu hieroglif yazi ile yazilmis ad, Ag/Ak Aga-O” seklinde Gün-Tanri’yi temsil etmektedir.
6.4) TAU (ATA-I-U): 4. Hakanin adi TAU seklinde olup Türkçe “ATA-U/O” deyiminden baska bir ad degildir. Yaratici Gök-Ata-Tanriyi ve Gün-Tanriyi temsil etmektedir.
6.5). THESH: Besinci hakanin adi THESH seklinde bildirilmistir. Adin birden fazla anlami olsa gerek: a) THESH < Tr. “ATESH” yani Gün-Tanriyi temsil eden bir ad. b) “T-H-ESH” < Tr. “ATA-ISHI” yahut ta “aTa-aHa-ISHI” anlaminda bir ünvandir.
6.6) UATCH-NAR: Yedinci Masar Hakaninin adidir. UATCH-NAR unvaninin anlami söyledir: UATCH-NAR < “U-A-T-CH-NAR” < Tr. “U-A(Bir)-aTa-eCHe-NAR” (O Bir Ata Eçe Nar) seklinde Gök-ateshi (nar’i) olan Gün-Tanrinin adini temsil eder. Ayrica, “U-A-aTa-eCHe-NAR” deyimi “U-Bir-Ta-eCHe-haN-AR/ER” anlaminda olup bu haliyle de hem yaratici Gök-Ata Tanriyi ve hem de EÇE deyimi ile Ay-Tanriyi temsil etmektedir. Eski Masar numaralarinda UA (Bir) sayisinin adi olarak bilinirse de, ben onu U-A seklinde görüyorum. Asil A harfi (tek ot filizi, elif) sayi olarak “1″ sayisini isaretler. Böylece UA < U-A (U-Bir) olup yine Gök Tanrinin adidir. Böylece, UATCH-NAR seklinde gösterilen bu ad aslinda “O Bir Ata Eçe Nar” ßeklinde öz Türkçe bir hakan ünvanidir.
6.7) NARMER: onuncu hakanin adi olarak gösterilir. Bu hakan da kendini Gök Tanri ilan ederek kendini ilahlastirmistir. Adinin önündeki “Dogan, Shahin)” semboli ile Günes-Tanri oldugunu söyler. NARMER < “NAR-M-ER” < Tr. “NAR-Ma-ER” (NAR: kipkirmizi parlayan atesh, kor, nar, nar gibi) Türkçe deyimi ile kendisinin Muhtesem bir NAR ER oldugunu söyler. Ad Tur/Türû töreleri geregince verilmis bir hakan adidir. Adin içindeki ER sözü ile ayni zamanda Gök-Eri Gök-Ata Tanriya da isaret edilir. Böylece, Bu hakan kendini hem Gök-Ata-Tanri ve hem de Gün-Tanri olarak ilan eder. NAR sözü ayni zamanda “nar” adli bereket ve bolluk temsil eden meyveyi temsil eder ki bu da Hakanin zamaninda iyi bir dönemin yasandigini isaret etse gerek.
6.8) TCHAR (Akrep): TCHAR (The Scorpion) adi ile gösterilen bu eski Masar/Misir hakani bastan onbirincidir. Dogan/Shahin grubunda bir hakandir yani Günes Tanriyi (HOR/KOR (Horus) izler. TCHAR < “T-CH-AR’ < Tr. “aTa-eÇe-AR/ER” seklinde ve anlaminda bir ünvan olup hem Gök-Ata-Tanriyi ve hem de Gün-Tanriyi ifade eder. Adin baska bir sekli “aTa-ÇAR/ÇOR” seklinde olup yine bir Türk ünvanidir. Rus krallarina “ÇAR” denmesi bir tesadüfün neticesi olmayip ünvanin Türklerden alindiginin isaretidir. Türkler babalarina da “Eçe-er” anlaminda “Eçer” derler (kisisel olarak benim çocuklugumda babama verdigim bir ad). Eçe gerçekte hem evin en basi olan erkege ve hem de en yasli hanimina (ninesine) verilen bir addir. Böyleçe, “eçe” Türkçe sözü hemerkeklere ve hem de kadinlara verilen bir Türk ünvanidir. Tanriçe adindaki ‘çe” son eki Türkçenin ‘eçe” sözüdür.
6.9) MEN (MENES) eski Masar’in onikinci hakaninin adidir. Türklerin MANAS destaninin adi ile MENES adi aynidir. Ad “MEN-ES/AS” seklinde bakildiginda “Ben essizim” anlaminda olup Gök-Tanriyi tanimlar. Çünkü essizlik yanliz Gök-Tanriya ait bir özelliktir. Kendini yer yüzünde “Tanri” ilan eden eski Misir/Masar hakanlari, bu sebeple, kendilerini Tanriyi tanimlayan adlar almislardir. Bu hakanin adi kisaca MEN seklinde gösterilir ki MEN/MAN/BEN Türkçede birinci tek sahis kisisel zamiri olup yine eski Tur/Türk dünyasinin Gök-Ata-Tanrisinin adidir. MEN/MAN < ” M-EN/AN” < > MA-AN” seklinde (Gök’ün Muhtesemi (Görkemlisi) anlaminda olup yine Gök Tanriyi belirler.
6.10) ATA veya ATATI: Bu ad Eski Misir/Masar devletinin onbesinci hakaninin adi olup, en açik bir sekilde Türkçe oldugunu dünyaya bagiriyor. Hakan en dogru bir sekilde eski Tur/Türk dünyasinin evreni yaratan Gök-ATA-Tanrisinin adini alarak kendini yer yüzünde onun temsilcisi oldugunu ilan etmistir. Eski Misir konulariyla ugrasanlar sanki kulaklarini tikamislar gibi, dünyaya seslenen bu Türkçe adi isitmemezlikten geliyorlar. ATA veya ATATI adlarinin Türkçe bir ad, bir ünvan oldugunu bilmediklerinden degil, aksine asil maksat onu görmemezlikten, isitmemezlikten gelmek ve sanki hiç yokmus, olmamis gibi göstererek Tur/Türk insaninin yedibin sene evvelinden Nil kiyilarinda muhtesem bir Türk medeniyeti gelistirdigini inkâr etmektir. Ne kadar konusulmazsa bu eski Türk medeniyeti Türklükten o kadar çok uzaklasir ve Türklük tarihinden silinir. Zaten istenilen de budur.

طمغای اوچ ترکی منشا عدد سه در الفبای عربی و لاتین در کتیبه های مصریان

http://s4.picofile.com/file/7999060749/n_trkler_191680.jpg


بررسی های Sir E. A. Wallis Budge درباره ریشه ترکی اسامی شاهان مصر باستان

6.11) Sir E. A. Wallis Budge, eski Misir/Masar hakanlarinin tümünün adlari ile temel bilgileri “An EGYPTIAN HIEROGLYPHIC DICTIONARY” baslikli kitabinda vermistir. Bu kitapta, Grek, Latin ve “Persler” de dahil olmak üzere gerisi tümüyle Türk olan toplam 439 hakan adi gösterilmektedir. Hieroglif yazisinda yazilmis olan bu hakan adlarini yeniden inceledigimizde hepsinin Türkçe olarak yazilmis ünvanlar oldugu gün isigi gibi ortaya çikiyor. Çok sasirtici Türk ünvanlari ile karsilasiyoruz. Bu konudaki çalismamin bana verdigi mutlulugu tarif etmek güctür. Yukarida üzerinde durdugum bu ilk on hakan adi onlarin Türklügünü tanitma maksadi iledir ve toplam hakan sayisinin çok az bir kismidir. Eski Misir/Masar devletinin diger hakanlari hakkindaki çalismalarim kitabimda gösterilmektedir; ayrica internet sayfamda da ayrintili olarak gösterilecektir.

مفهوم طمغاهای مصریان در اساطیر ترکان(طمغا های ترکی مصری)

http://s4.picofile.com/file/7805545806/Image33.jpg


Sir E. A. Wallis Budge در کتاب Egyptian Language به بررسی زبان مصری به عنوان زبانی ترکی پرداخته است

6.12) Bu arada, Sir E. A. Wallis Budge, 1910 larda hazirladigi “Egyptian Language” baslikli kitabinda eski Masar/Misir yazisi konusunda, Ingilizce metnini dipnot olarak verdigim çok önemli söyle bir kayitta bulunmus : [3]
“Eski Misirlilar fikirlerini hieroglif denilen, pek çok resimli sembollerle yazilan bir yazi ile yazdilar. Onlar bu sekilde yazi yazmaya yedibin sene evvelinden fazla bir zaman önce basladilar ve bu yazi sistemi 100 B.C. ye kadar araliksiz kullanildi ki bu zaman eski Misirda Ptolemlerin Misirdaki hakimiyetlerinin takriben sonuna raslar. Hieroglif yazi sisteminin Misirda icad edildigi olasiligi olmayan bir durumdur; deliller bu yazinin kuzey-dogu veya Orta Asyadan Misira kadar gelip buralari isgal eden kesinlikle bilinen isgalciler tarafindan getirildi. Olar Nil nehrinin teskil ettigi ovaya, kuzeyde Menfis (Menphis) ile güneyde Tebes (Thebes) arasinda yerlestiler ve bu yeni yurtlarinda yavas yavas medeniyetlerini ve dinlerini gelistirdiler. Hieroglif yazi sistemi genel olarak en az devletin kendi maksatlari için kullanilmaya baslandigi zamana kadar, yazi yazma yavas yavas kuzeyde Akdeniz kiyilarindan en güneyde Meroe adasina kadar uzanan 3300 km (2000 mil) uzunlukta bir bölgeyi kaplayan sahada hem kuzeyde ve güneyde yayildi.”
6.13) Sir Wallis Budge, karisik bir dille yazdigi bu ifadelerinde “bu yaziyi yedibin sene evvelinden Orta Asyada icad edip Nil kiyilarina getiren” insanlarin Türk oldugunu söylememek için bin dereden su getiricesine ifadeler kullanmistir. Sözleri karisik olmasina ragmen, eski Misir/Masar medeniyetinin Tur/Türk insanina ait oldugunu ad vermeden gerçege en yakin bir dille konusan belki de Sir Wallis Budge olmustur.
6.14) Eski Misir/Masar yazilarindan ögrendigimiz sudur ki eski Masar dili bugünkü dogu Anadolu ve Azerbaycan Türkçesiyle ayni olan bir Türkçe idi. Böylece eski Misir/Masar resimli yazisida Türkçeye uygun olarak gelistirilmis bir yazi idi. Hieroglif yaziyi da icad eden Türkler oldugu gibi eski Misir medeniyetini kurup gelistirenler, essiz piramitleri yapanlar (ki piramitlerin, konik ve ari kovani seklindeki mezarlarin örneklerini Dogu Turkistanin mezarliklarinda da bol miktarda buluyoruz), muhtesem bir medeniyeti enaz besbin sene kesintisiz devam ettirenler Türkçe dil konusan Türklerdi. Denebilir ki Osmanli Türk Devleti Misira gittigi zaman bir isgalci güç olarak degil bir ata evine gidiyordu. Simdiye kadar bu söylenmemisleri açik bir dille söyleme firsati bana nasip oldugu için mutluyum. Gerçek bu iken eski Misir eserlerini inceleyenler bu gerçeyi dile getirmek söyle dursun yakinindan bile geçmezler. Bu gercegi unutturmak için dünya halki yanlis bilgilerle sartlandirilmaktadirlar. Hatta bazilari durumu daha da bugulandirmak için eski Sümer ve Masar essiz medeniyetlerini gelistirenlerin kullandiklari bilgileri uzaydan gelelenlerden almis olduklari görüslerini dahi söylerler. Ne var ki eski Misir/Masar devletinin insanlik tarihinde en uzun ömürlü Tur/Türk devleti oldugu gercegi bir gün her kes tarafindan anlasilacak ve kabul edilecektir. Fakat ne yazik ki Türkün yüceligini sevemiyen ve çekemiyenlerce eski Misir/Masar medeniyeti de simdilik Türk dünyasindan bölünüp koparilmistir. Buna ragmen geç bile olsa, atalarini nerede olursa olsun taniyip onlara sahip çikmasi Tur/Türk insaninin boynunun borcudur.
6.15) Eski MASAR/MISIR devletinin Tur/Türk kimligini Türklükten koparip inkar edenler, Büyük Iskender’in Masar’i (Misir’i) almasindan sonra eski Masar’a bir kaç asirlik hükümranlik yapan Grekler, onlardan sonra Latinler ve diger gruplar olmuslardir. Bu gruplar hükümranliklari sirasinda oldugu gibi ondan sonra da devam ettirdileri karistirma, yalan yazma, yanlis bilgilendirme ve gerçekleri sapitma politikalari ile bu en eski Türk devletinin Türklügünü tarihten tamamen silmislerdir. Tarihte hep basari göstermis, çok büÿük ve adaletli devletler kurmus olan Tur/Türk insanini çekemeyen gruplar Türkün çok uzun ve uzak geçmisini tarihten silmede basari göstermis olmalarina ragmen Tur/Türk insaninin kendi eli ile taslara kazdigi damgalari ve çesit çesit çivi, runik, Gök-Türk yazisi ile ve resimli sembollerle kendi dilinde yazdigi Türkçe ünvanlar, ifadeler, konusmalar tümüyle yok edilememislerdir.
6.16) Türkçe dili resimlerle yazmanin ne essiz bir basari oldugunu herkes düsünebilir fakat bu basarinin Türklerin atalari tarafindan gelistirildigini itiraf etmek her kesin yutabilecegi bir lokma degildir. Tur/Türk insani, Türkçenin dogal özelliklerinden, yani fonetik olusundan, ünlüler kuralina saygi gösterisinden, bünyesinde çesitli anlamlari içeren eklemeli eklerin olusundan yararlanarak Türkçe dilini yazi ile, damga ile, resim ile yazmasini basarmistir. Bütün bu halleriyle, Türkçe çesitli yazi sekillerinde yaziya dökülebilen en uygun yapida bir dildir ve eski dünyanin Tur/Türk insani bu basarilamiyani basarmistir. En sonunda Kün-Hanlar (Kanan/Kenan, Fenike, Phoenician) adlari ile bilinen Tur/Türk insani alfabeyi de icad ederek dünyaya hediye etmistir. Kan-Hanlar (Kanan) yanlislikla Semitik halk olarak dünyaya tanitilmis olmalarina ragmen onlar Semitik degil Tur/Türk insaniydilarve bu sebeple kendilerine Turyanlar da denir di. Türkü çekemeyenler ancak Türkün adlarini alip tahrif ederek Türklügün kalibina girmisler ve Türkü içinden çökertmislerdir.
Günümüzde bu gibi hususlar kimse tarafindan dile getirilmez ve itiraf edilmez. Çünkü tarihe bilinçli olarak gömülmüs olan Tur/Türk dünyasi bir daha gün isigina çikarilmak istenmez. Zira bu konularda, GENESIS 11 in emirleri, Tanri emirleri imis gibi yerine getirilirler.



OT-OĞ TAMĞALARI طمغا های ترکی مصری

http://s4.picofile.com/file/7805546448/Image40.jpg
 

کنفدراسیون تاریخی توروک بیل

TÜRÜK BİL KONFEDERASYONU

کنفدراسیون تاریخی توروک بیل

کنفدارسیون  جهانی پروترک ها

http://s4.picofile.com/file/7813809458/156872_474451197378_538052378_6040301_2016289_n.jpg

در اولین برگ های تاریخ بشریت و تاریخ ترکان(پروترک ها) نام سه کنفدراسیون جهانی ترکان آمده است که بنوعی شروع کننده تمدن جهان و صادر کننده آن به سراسر کره زمین بوده اند(با کوچ بزرگ).در این سیر تاریخی  دولت های مختلف با جدا شدن از این کنفدراسیون ها و تشکیل حکومتی مستقل تمدن ها و ملت های مختلف را تشکیل دادند.کتیبه های ترکان قدیم اکثر نوشته شده با سه شکل الفبا و طمغا(مهر) و سیمگه(نماد) بوده است.نکته جالب توجه این است که این نوع کتیبه ها در تمامی نقاط کره زمین یافت شده است.

http://s4.picofile.com/file/7813810000/163813_478232112378_538052378_6097046_2476952_n.jpg
           
این سه کنفدراسیون عبارتند از
کنفدراسیون بیر اوی بیل
BİR-OY BİL KONFEDERASYONU (M.Ö. 9000-M.Ö.1517)
کنفدراسیون آت-اوی بیل
- AT-OY BİL KON FEDERASYONU (M.Ö.1517-M.Ö.879) (Bir adı da AT-UKUS BİL)
کنفدراسیون توروک بیل
- TÜRÜK BİL FEDERASYONU (M.Ö.879-M.S.580)

محدوده حکومت دولت های متحده ی این کنفدارسیون اکثرا در منطقه آراتتا-آلتای بوده است.آراتتا نام اولین قومی است که در طول تاریخ در آذربایجان ساکن شده و آلتای نام رشته کوهی در بین سه کشور چین روسیه و قزاقستان است.

در زمان این کنفدراسیون ها اقوام پروترک خود را با نام آن کنفدراسیون معرفی می کردند ولی بعد از کنفدراسیون توروک بیل پروترک ها لفظ ترک(تورک) برای ملت خود انتخاب کردند.و برای اولین بار در کتیبه هایشان خودشان را با این نام معرفی کردند(مثل حکومت گؤک تورک:ترکان آسمانی).البته بعضی دولت های دیگر مثل چین که خود در کنفدراسیون توروک بیل  از ترکان جدا شده بودند نام توکیو را برای نامیدن ترکان انتخاب کردند  که ژاپنی ها بعد از جدا شدن از این کنفدراسیون ها نام توکیو را برای خود برگزیدند.در حال حاضر نیز در زبان ژاپنی لغات ترکی و لغات با ریشه ترکی فراوان است.

http://s4.picofile.com/file/7813810963/Image30.jpg

کنفدراسیون توروک

TÜRÜK BİL KONFEDERASYONU
TÜRÜK BİL Konfederasyonu’nun yapılanması, yeni hükümdar İÇUUM APAM BUUMİN İSTEMİ’nin M.Ö. 879 yılında başkenti İDİL-URALLAR’daki UÇUŞ BAŞI’na nakletmesiyle başlar... İL ETİRİŞ KAĞAN, başkenti M.Ö.779’da URKUN BOLIK’a (ORHUN) taşır. TÜRÜK BİL konfederasyonu’nu oluşturan devletler ise
şunlardır:
دولت های تشکیل دهنده کنفدراسیون جهانی توروک

- ÖTÜKİN YIŞ (ana devlet) ,
اؤتوکین ییش(دولت مادر)
- ES-TABİGAÇ (orta çin Hanlığı, ÖTÜKİN YIŞ’a dahil)
ائس تابیگاچ(خاقان چین مرکزی)
- ALTUN YIŞ (ALTAY devleti) ,
آلتون ییش(دولت آلتای)
- YİR BUYURGU YİR (Kuzey kabileleri)
- UCUĞUY YIŞ (IÇKI TÜRKİSTAN devleti) ,
- ÖKÜGİMİN YIŞ (URAL devleti) ,
- BU TÜRÜK BİL (BERİ TÜRKİSTAN devleti)
- OK-UDURİKİN YIŞ (KORE ve MANÇURYA’daki devlet, başkenti UŞUNTİN BOLIK,
daha sonra HAN BALIK olmuştur, şimdiki PEKİN)
اوک-اودوریکسن ییش(دولت کره و مانچو ها و اوشونتین بولیک که بعد ها خان بالیک  شهر پکن امروزی را ساخت)
- UŞUNTİNG UYUZ (GÜNEY ÇİN Federasyonu, (uy-maktan UYUZ..)
- TÜRGİŞ
- ÖK-İRİGUN US-OK UŞUN (MESSAGET krallığı, bir İSKİT kolu)

کوچ بزرگ پروترک ها شروع کننده تمدن جهان

Eski Türklerde İlim
ORTA ASYA VE GÖÇLER


آسیا میانه و مهاجرت های اولیه پروترک

پروترک ها شکل دهنده اساس تمدن های باستانی جهان

http://s4.picofile.com/file/7805548595/h17.jpg

در این مقاله به بررسی کوچ بزرگ اقوام پروترک به سراسر جهان و تشکیل اساس تمدن های باستانی جهان پرداخته شده است.شروع این کوچ بزرگ براساس تاریخ کتیبه های موجود به حدود 30000 سال پیش باز میگردد و تا حدود 10000 سال پیش ادامه داشته است.
گاها در بررسی تاریخ بشریت به کتیبه های پروترکی برمیخوریم که بدور از محل زندگی ترکان امروزی قرار دارد مثلا در اروپا یا در آفریقای شمالی و یا در آمریکا.
وجود این کتیبه ها از حضور پروترک ها در سراسر کره زمین حکایت دارد.که در کتیبه های بعدی تمدن های باستانی جهان نیز این آثار در شکل های گوناگون مثل اثرات زبانی(وجود اثرات لغات ترکی ) و یا اثرات الفبایی در خطوط این اقوام دیده میشود.مثل وجود اثرات فراوان زبان ترکی در تمدن سومر و مایا ها

Yani TÜRKLER’in atası ORTA ASYA İNSANI, zamanımızdan 850.000 yıl önce YERLEŞİK HAYAT’a geçmişti… TÜRKLER için öne sürülen “göçebe kavim” bu açıdan baştan tutarsızdır.
Bu YERLEŞİK ORTA ASYA İNSANI yaşadığı mağaralarda duvar resimleri (PİKTOGRAM) yapmış, (M.Ö. 30.000) , sonra M.Ö. 15.000’lerde bu resimleri sembol şekillere, yazı türünde resimlere (PİKTOGLİF) dönüştürmüştür. TÜRKLER bu sembollere TAMĞA adını vermişler, zamanla bu ORTA ASYA TAŞ DEVRİ RESİM YAZISI, bugünkü TÜRKÇE’nin temelini teşkil eden PROTO-TÜRKÇE’nin ALFABESİ’ni oluşturmuştur.
Zamanımızdan 130-60 milyon yıl önce OZU-OGİZ nehri (Dinyeper), KAZAN kenti ve YENİSEY yakınlarındaki Krasnoiarsk şehri arasında büyük bir İÇ-DENİZ vardı… Yine bundan 15.000 yıl kadar önce bu İÇ-DENİZ parçalandı, ve 5 küçük iç deniz ile bir çok bataklık haline geldi.

مقصد این کوچ بزرگ سواحل چندین دریا و رودخانه بوده است که اسامی این دریا ها در زبان پروترک به ترتیب زیر است
Bu iç denizler şunlardır:  UÇAĞIY KÖL, OĞ-UR, OBİL-UÇİ, OM-OĞ ve UÇUĞILTIR KÖL… Ayrıca UÇUĞILTIR KÖL’ü KARADENİZ’e bağlıyan KARA KÖL (Azak Denizi) ve bugünkü SİBİRYA’yı kaplıyan OB-OL bataklığı vardı. SUB-OĞ, ANT-URUĞ, ÜR-APA, AT-OĞI BOLIK, KAJGAR, AKSU, KUÇA, EB-IS BOLIK, OMİĞİ-KURGAN, AT-OM ESİG adındaki şehirler o zaman birer liman şehri idi.


HARİTA’da görülen bu iç denizler şimdi KARA-KUM, KIZIL-KUM, SARI-KUM, TAKLAMAKAN gibi çöllerin bulunduğu mıntıkalardır. 
Buraların deniz olduğunu çöllerde bulunan deniz hayvanları fosillerinden anlıyoruz. Yukarda saydığımız deniz ve şehir adlarını da ALP ERİN, ÖNRE-BİNBAŞI, YOLUĞ TİĞİN gibi ülkemizde pek tanınmayan Asyalı Türk tarihçilerden ve PROTO-TÜRKÇE yazıtlardan öğreniyoruz.
Bu çölleri ayıran çatlaklarda IDUG-AT ÖGÜZ (Bereketli Nehir, sonraki Farsça adı Amu-derya) ve İYİNÇU ÖGÜZ (Tarıma Faydalı Nehir, Farsça adı Siri-Derya) oluştu. OM-OĞ iç denizi de kuruyunca geriye İKİN ERİS (Aral Gölü) kaldı. UÇUĞILTIR iç denizi kuruyunca ortaya TURGİ AYIRGÜN KÖL (Türk’ü Ayıran Göl) oluştu. M.Ö. 3000’lerde HAZAR TÜRKLERİ’nden dolayı HAZAR DENİZİ adını aldı. Batılılar bu denize Mer Cassepienne derler ki, KASSİLER Denizi anlamına gelir.

در اسامی این مکان ها و همچنین در کتیبه های فراوان باستانی کلماتی مثل OK, KARA, TAU, TAĞ, KUL  وجود دارد که تمامی کلمات ترکی هستند و محققانی در زبان های دیگر نمیتوانند ریشه اینها را بیابند.

OK kelimesi, PROTO-TÜRKLER’in büyük bir bölümünün kendilerine yakıştırdıkları addır. KOZMOZ’dan “ateş halinde döne döne gelip yeryüzüne indiklerinden” dolayıdır. OK-ONİM OĞ (devlet), OK-OMİĞ (kent), OK-AT (yer), OK-OZ ULİG KÖL (deniz) gibi pek çok kelime vardır.

در زبان پروترک ها به طور کلی به این دریاها OK-ONGUNUS گفته میشده که به معنی دریایی که خلق اوک در اطرافش زندگی میکنند است.این لغت هزاران سال بعد در زبان یونانی به صورت اقیانوس آمده است و نشانگر ریشه ترکی این کلمه است

http://s4.picofile.com/file/7805548167/h14.jpg

PROTO-TÜRKLER, bu iç denizlere OK-ONGUNUS adını vermişlerdir. Bu kelime “OK halkının Çevrelediği Deniz” anlamına gelir. Yani TÜRKLER bu denizlerin etrafında yaşamakta idiler… Bundan binlerce yıl sonra bu kelime Eski Yunanca’ya OKEANUS olarak geçmiş, ondan da OKYANUS kelimesi doğmuştur.
KARA kelime OK-ARA kelimelerinin sıkışmasından oluşmuştur. “OK halkı arası”, yani “Ok halklarının kendi içinde, onların yaşadığı yer” anlamına gelir. KARA-TAU, KARA-TEPE, KARA-KÖL, KARA-SU şeklinde karşımıza çıkar ki, meselâ KARA-SU aslında siyah su değil; “OK TÜRKLERİ’nin etrafında yaşadığı su” demektir.
TAU, Anadolu’da kullanılan DAĞ kelimesidir… Batılılar kelimeyi Sanskritçe kabul ederler. Aslında TAU (TAĞ), “gökyüzüne tag’ılı (takılı), bitişik, oradan sarkan” anlamınadır. Yüksek olmayana TAĞ denmez, TEPE denir. Çünkü gökyüzüne değmez. KARA-TAU, “OK TÜRKLERİ’nin yaşadığı dağ” demektir.

ریشه نام تبریز TAURUS در زبان پروترک و اساطیر ترک

TAG-TAU kelimelerinin KOZMOZ’la ilgisini TOROS DAĞLARI’nda da görürüz. Batılılar bunun TAURUS kelimesinden geldiğini söylerler ama nasıl ortaya çıktığını açıklıyamazlar. TAURUS kelimesi TAU-ER-US’un sıkışmasından oluşmuştur. ER (erme, erişme), US (yüce, gök) demektir. Bu durumda TAU-ER-US, “göğe erişen dağ” anlamına gelir ki, bu dağları bundan daha iyi tanımlayan bir ifade olamaz.

سه کنفدراسیون بزرگ جهانی ترکان باستان شروع کننده تمدن های جهان

Bahsettiğimiz iç denizlerin bulunduğu bölgede sırayla:
 
- BİR-OY BİL KONFEDERASYONU (M.Ö. 9000-M.Ö.1517)
- AT-OY BİL KON FEDERASYONU (M.Ö.1517-M.Ö.879) (Bir adı da AT-UKUS BİL)
- TÜRÜK BİL FEDERASYONU (M.Ö.879-M.S.580)
devletleri kurulmuştur.


BİR-OY BİL (BİR= bir, 1, tek, birleşmiş … OY= düşünce, oy, kanaat, kanıt, sistem…. BİL=belde, egemenlik, hükümranlık) aslında “TEK SİSTEM BELDESİ, TEK DEVLET HÜKÜMRANLIĞI, KONFEDERASYON” demektir.
Bu KONFEDERASYON’a ON-UYUL, OK-ONİM OĞ, ALTUN UYUŞ, ve İSUB-URA BİL devletleri dahildi… Böylece KONFEDERASYON’un etkisi OZU-ÖGİZ’den (Dinyeper) ÇİN hududuna, güneyde MEZOPOTAMYA’ya kadar yayılmıştı. BİR-OY BİL’in ilk başkenti bilinmemektedir. İkinci başkenti ise, SUB-OĞ’dur. SUB-SU, OĞ-KUTSAL demek olduğuna göre, bu şehir KUTSAL SU adını taşıyordu. Başkent M.Ö.4241’de AT-OGI BOLIK’a taşındı. Bu şehir Ruslar tarafından işgale kadar SARAY, Sonra ÇARİÇİN, VOLGAGRAD, sonra da STALİNGRAD olmuştur. Şimdi yine VOLGAGRAD deniyor.
Bu devletlerin halkı olarak yaşıyan TÜRKLER, M.Ö. 30.000’de DUVAR RESİMLERİ’ni yapan, M.Ö. 15.000’de RESİM YAZI’yı kullanan insanlardır. BİR-OY BİL KONFEDERASYONU döneminde TÜRKLER ilk yazıyı kullanmışlardır. (M.Ö. 7000) Bu yazı örnekleri ASYA’daki TAMGALI- TALAS-ISSIK üçgeninde bulunmuştur. Bu kültürü iç denizlerin kuruması ile gittikleri yerlere taşımışlardır
Bölgede yaşiyan insanlar tabiat şartlarındaki değişikliklere uyarak batıya, doğuya, güneye, kuzeye yayıldılar. Aslında bu tarz göçler zamanımızdan 30-40.000 yıl önce başlamıştı… TÜRKLER’in ORTA ASYA’dan göçlerini, bu göçlerin yollarını, insanların gittikleri yerlere kendi kültürlerini taşımalarından, mağara ve duvar resimlerinden, dikili taşlardan tesbit etmek mümkündür… Bu duvar resimlerini, resim yazıları, ancak TÜRK TAMGALARI’nı tanıyarak deşifre edebilmekteyiz.
Aslında GÖÇ ETMEK ile GÖÇEBE olmak arasındaki farkı da iyi anlamak gerekir… ORTA ASYA İNSANI ve onun soyundan gelen TÜRKLER göç ederler ama çoğu YERLEŞİK hayatı tercih edip DEVLET kurar. Sürekli göçebe TÜRK aşiretleri vardır ama, TÜRKLER’in çoğu bunlardan ayrılıp yerleşmeyi tercih etmişlerdir.

مسیر های کوچ بزرگ به صورت های زیر هستند

Bu GÖÇ YOLLARI şöyledir:
- OK diye bilinen PROTO-TÜRKLER, ilk TEK TANRI inancı ile; TANRI BELDESİ, KOZMOZ kavramları ile; ATEŞ KÜLTÜ, GÜNEŞ KÜLTÜ ile , ve kutsal YILAN-BOĞA, KURT-İT, LEOPAR, DAĞ KEÇİSİ inanışları ile HİMALAYALAR’a ulaşmışlar, TİBET yaylasına varmışlar, HİNDİSTAN’a inmişlerdir… Bölgedeki BUDİZM’in temelini teşkil eden ilk din kitabı ALTI YARIK TİGİN oralara giden TÜRKLER’e aittir.
- DOĞU ANADOLU’ya ISUB-URA BİL devletinin devamı olan SUBAR ve SABİRLER ile girmişlerdir… İlk göç edenler KAFKASYA-URMİYE GÖLÜ-KUZEY MEZOPOTAMYA’ya yerleşmişlerdir… Bu yerleşme M.Ö.15.000’lerde başlamış, daha sonra ORTA ANADOLU ve BATI ANADOLU’ya yayılmıştır.
- İKİN-ERİS (Aral Gölü) kıyılarından hareket eden ESEN TÜRKLERİ, ORTADOĞU’ya inmişlerdir… Burada SUBARLAR’ın yazısı SÜMER, FENİKE yazısı olarak ortaya çıkmış, sonradan GREK, BİZANS, LÂTİN ve SLAV alfebelerine temel teşkil etmiştir.
ORTA FIRAT’ta (İDUK-AT) bulunan M.Ö. 5500’lere ait TELL ES SAWWAN seramiklerinde OK, UÇ, ONÇ gibi PROTO-TÜRKÇE tamgalar görülmektedir.

وجود 18 طمغای پروترک در کتیبه های سومری

SÜMER yazısında tam 18 adet PROTO-TÜRKÇE tamga vardır… UR, URUK kelimeleri “kent” demek olduğu gibi, GİR-SU da “yer-su” anlamı verir. İDUK-AT “Fırat”tır, AŞ-UR ise hem bir devlet adı, hem de “Dicle”dir. Bu ikinci kelime “aş vurulan yer, toprakları bereketli kılan nehir” demektir. AŞ-UR’un başkenti ANT-UB UÇUĞ’dur. “Yüce Antlaşma Liderliği” anlamına gelir ki, bir federasyonu simgeler.
- OK veya ON diye anılan bu PROTO-TÜRKLER’in bir bölümü de KUT-YAK olarak adlandırdıkları AVRUPA’ya göçmüşlerdir.

قوم SKOLAT در کتاب هردوت  همان اسکیت ها یا ساکا ها یک قوم پروترک هستند
 
HERODOT’un SKOLAT diye okuduğu, bizim İSKİTLER dediğimiz millet te OK TÜRKLERİ’nin soyundandır. Bunlar OK-OZ ULİG KÖL’in (Karadeniz) kuzeyinden UÇ-ESİG EL-AT adını verdikleri ROMANYA’yı da içine alan sahada yaşıyan ve kendi OK-UŞUY devletleriyle M.Ö. 2000’lerde TÜRÜK BİL federasyonuna katılmışlardır… Burada ekleyelim ki, bizce OĞUZ kelimesi aslında OK-OZ’dan, UZ kelimesi de OZ’dan gelir. Her ikisi de OĞUZ (GUR, GUZ, UZ) demektir… Böylece OĞUZLAR’ın M.S. 700’lerde ortaya çıkmış bir kavim olmadığı, binlerce yıl öncesine, OK TÜRKLERİ’ne dayandığı da ortaya çıkar.
HEREDOT, onların kullandığı UÇ-USİG EL-AT ifadesini SKOLAT diye okumuş, bu GREKLER’de SKİT olmuş, Fransızca’ya SCYTHE (Sit) diye girmiştir.
Peki, UÇ-USİG EL-AT ne demektir?.. PROTO-TÜRKÇE’de bu (UÇ=lider; ESİG=etik, edilmiş; EL= halk, il; AT=ad, bilinen) “OK’lardan oluşan ve lider olarak tanınan halkın devleti” anlamına gelir.
- Bir kol da İSİ-YİR adını verdikleri TUNA havzasına inmişler, su yollarını takip ederek yüksek vadilere yerleşmişlerdir.

آلپ ار های اروپا اقوام پروترک

- Bunlar AVUSTURYA ALPLERİ, İSVİÇRE ALPLERİ, İTALYA ALPLERİ’ne ulaşmışlardır. Bir kısmı yollarına devam ederek FRANSA’ya girmişler, PİRENELER’den geçerek İSPANYA’ya varmışlardır. Oradan PORTEKİZ’e ulaşmışlardır. Bugün FRANSA ve İSPANYA’da yaşıyan BASKLAR işte bu HERODOT’un SKOLAT dediği, kendilerine EU-SCO diyen İSKİT TÜRKLERİ’nin bir koludur.
Bir kol da FRANSA’dan İNGİLTERE’ye geçmişler ve adanın kuzeyine yerleşmişlerdir. Bugün İSKOÇ diye bilinen bu halkın atası İSKİT TÜRKLERİ’dir. (İngilizcesi SCOT-SCIT) Bunu kendileri de kabul ederler.
- Büyük bir OK grubu ise, M.Ö.2500’lerde ALPLER’den İTALYA’ya inerek oraya yerleşmiştir. Bunlar da İSKİTLER’in ETRUSK diye bilinen koludur.
- TUNA’dan güneye inenler BALKANLAR’a yerleşmiştir. ARNAVUTLUK, MAKEDONYA, TRAKYA’ya yerleşmişlerdir.
- M.Ö.3000’lerde YUNANİSTAN’a ulaşan kol ise PELASK olarak bilinir. Onlar da İSKİT TÜRKLERİ’ndendir.
- Kuzeyden ve doğudan Anadolu’ya girenler EGE bölgesine, daha sonra da ADALAR’a yayılmışlardır.
P. KRETSCHMER, “M.Ö. 5000 yıllarında Anadolu’da kaybettiği ESİ-EM kelimesinin adalarda karşısına çıktığını” belirtmektedir. Ancak bu bilim adamı, bahsettiği kelimenin TÜRKÇE’de “imek-olmak (to be)” fiili olduğunu bilmemektedir.
Bu göçleri göz önünde tutunca, PROTO-TÜRKÇE’de “deniz, akarsu, su örtüsü” anlamına gelen ÖG-ÜZ kelimesinin Greklerce AEGEUS (EGE) haline getirildiğini düşünmek yanlış olmaz.
- PROTO-TÜRKLER’den bir kol da MEZOPOTAMYA’dan yollarına devam ederek OT-OĞ adını verdikleri MISIR’a yerleşmişlerdir. Bunu, MISIR YAZITLARI’ndaki TÜRK TAMĞALARI’ndan tesbit ediyoruz.
- Öte yandan, iç denizlerin kurumasına rağmen ASYA’da kalan OK TÜRKLERİ’nden AT-ATA-UR’lar (TATAR) kuzeyde MOĞOLİSTAN’da ÖTİGİN İRİŞ devletini kurmuşlardır.
- M.Ö. 3000’lerde BÜYÜK OKYANUS’a kadar ulaşan TÜRKLER, bugünkü ÇİN’in kuzeyinde OD-URUGİN YİŞ devletini, ÇİN’in güneyinde ise UŞUNTUNG UYUZ devletini kurmuşlardır. PEKİN’in ilk adı UŞUNTUNG BOLİK idi. BALIK kelimesi eski TÜRKÇE’de şehir anlamına gelir. TÜRK asıllı HAN sülâlesi sırasında HAN–BALIK oldu, yani HAN ŞEHRİ (başkent)…
KORE DENİZİ’nin eski TÜRKÇE’deki adı TALUY’dur. SARI NEHİR’in ilk adı gene TÜRKÇE’dir: TALUY OGİZ… Diğer nehirler de şöyle bilinir: NANKİN-ATATA BUV, HANTUNG-ANTUNG, HUANG-HO=UYUSU-OGİZdir. PROTO-TÜRKLER’in TABGAÇ-BARBAR dedikleri ÇİNLİLER ise ORDOS bölgesinde yaşarlar. ÇİN ALFABESİ’nde tam 41 TÜRK TAMGASI şekil olarak bulunur, anlamları ise değişmiştir.
- PROTO-TÜRKLER’in bir kolu SİBİRYA’ya yayılırken, bir kolu da BERİNG BOĞAZI’nı aşarak ALASKA’ya ulaşmış, oranın ESKİMOLAR’ını meydana getirmiş, bir kolu da KANADA ve AMERİKA’ya inerek KIZILDERİLİ diye bilinen halkları oluşturmuştur.
- Bir başka kol RUSYA’nın kuzeyine yayılarak o bölgenin ESKİMOLAR’ını, bir başka kol da FİNLANDİYA’daki SAMOYETLER’i meydana getirmiştir. Sadece SAMOYETLER değil, FİN-OGUR halkı da TÜRKLER’le akrabadır.
- ÇİN’den güneye inen bir başka kol da PASİFİK ADALARI’na yayılmıştır…. Oralarda bulunan ve okunamıyan pek çok yazıt, meseleye PROTO-TÜRKÇE ile eğilecek bilim adamlarını beklemektedir.

منبع: کتب پرفسور KÂZIM MİRŞAN

برای اطلاعات بیشتر میتوانید عبارت زیر را سرچ کنید
Eski Türklerde İlim

مته خان پدر تاریخی ترکان

Mete Han ( Mo-tun// Börü Tonga)

مته خان

موسس حکومت ترکان هون
http://s4.picofile.com/file/7805550963/mete_han.jpg

 مته خان یکی از بزرگترین امپراطورهای ترکان موسس سلسله هون بود که بعد ها توسط آتیلای کبیر به اوج شکوه خود رسید.حکومت مته خان اروپا و آسیا را شامل میشد.او در دوران حکومت خود حاکمیت چین را که توسط چینیان از ترکان اویغور گرفته شده بود باز پس گرفت و محدوده ی حکومت خود را به محدوده ی حاکمیت باستانی ترکان رساند.
او حدود 2300 سال قبل می زیست

Tarihi bir sıra takip etmemiz gerekince de; elbette ki bunu Mo-tun (Börü Tonga) Yabgu ile başlatmamız lazım. Belki destanı kahramanlarımız üzerinde de durulması gerekir, ancak zaten o destanlar bu kahramanlarımızın şöyle veya böyle hayat hikayeleridir.
Mo-tun (Börü Tonga)  Yabgu (2), çoğumuzun Mete olarak bildiği büyük Hun hükümdarıdır. Milattan önce 209 senesinde Hun Devletinin başına geçen, bu kahramanın hükümdar olması da ayrıca bir destan mahiyetindedir. Babası Tuman’ın (belki Tümen)(3), varis olarak yerine üvey kardeşini ataması üzerine emrindeki tümen ile hareket ederek(4), babasını bir sürek avında öldürtmüş ve Türk Devletinin başına geçmiştir.
Devlet teşkilatını ve orduyu yeniden nizama sokan Mo-tun (Börü Tonga), Moğolların atalarından Tunguzların (Tung-hu), kendisinden devamlı toprak istemesi üzerine onları bozguna uğratmış(5) ve arkasından da milattan önce 203’te, yine Asya’nın tarihi bir kavmi olan Yüe-çileri yenmiştir.
Mo-tun (Börü Tonga), Asya’daki siyasi hakimiyetini sağladıktan sonra Çin topraklarına doğru akınlara başladı. Çin Seddi’ni kolayca aştığı gibi, hatta Çin imparatoru Kao-ti’yi (M.Ö. 206-195) sıkıştırmış (M.Ö. 201), imparator yıllık vergi  ile  bir  prenses  vermek  suretiyle  onun  elinden  kurtulabilmiştir.  Çin kaynaklarının bildirdiğine göre, bu durum o kadar aşağılayıcı ve bayağı idi ki, uzun müddet bunun konuşulması ve hatırlanması Çin imparatorluğu tarafından yasaklanmıştı. Kuşatılan Çin imparatoru artık sonunun geldiğini anlayınca, çok güvendiği  bir  adamını  muhtemelen  yanında  Çin’in  en  güzel  kızları  ve prenseslerin resimleriyle Mo-tun (Börü Tonga)’un hatununun yanına yollamıştı. Bu kişi, hatuna “şimdi siz bizim imparatorumuzu çok güç durumda bıraktınız, ama imparator  bu  kızları  kağana  göndermek  istiyor”  deyince;  hatunun kıskançlık duygularını kabartmış, o da kuşatmanın kaldırılması için Mo-tun (Börü Tonga)’a telkinlerde bulunmuştur(6).
Mo-tun Yabgu ölmeden evvel (176) Çin’e tehditkâr bir mektup yolladı. Bu mektubunda; Orta Asya ve batıyı birleştirmekle meşgul olduğunu, eli ok-yay tutan kavimleri idaresine alarak onları “Hun” yaptığını söylüyordu. Mo-tun (Börü Tonga) Yabgu, M.Ö. 174 tarihinde öldüğü zaman, Orta Asya’da Türk birliğini sağladıktan başka, birçok yabancı kavmi de kendi hükümranlığı altına almıştı. Devletin sınırları doğuda Kore’ye, batıda Aral Gölü’ne, kuzeyde Yenisey’in yukarı mecralarına, güneyde de Hindistan’ın kuzeyine kadar ulaşmıştı. Böylece Mo-tun, tarihte ilk defa olarak Türk birliğini gerçekleştirmişti.
Mo-tun (Börü Tonga) Yabgu’nun ardından, kısa bir süre sonra Hunlar hızla çökmeye yüz tuttular. Çin siyasetindeki eski güçlerini yitirdikleri için, bu kez Çin’in Türkler üzerindeki politikaları etkili olmaya başladı. Özellikle Türkistan’ın doğu taraflarının elden çıkması askerî, siyasî ve ekonomik açıdan Türklere büyük darbe vurdu. Bu yüzden daha önce Hun birliğine dahil olan pek çok boy ve kavim onlardan ayrılarak Çin ile ittifak yaptılar. M.Ö. 71 yılında kuzeyden bazı Tölös kabileleri(7), batıdan Wu-sunlar ve doğudan da Wu-huanlar aniden Hunlara saldırarak ağır bir hezimete uğrattılar. Ama Mo-tun’un (Börü Tonga) torunları bir vakit geldi, yine dünyanın efendisi oldular.
Bununla  birlikte  sadece  Türk  milletinin  tarihinde  değil,  Türklerin dışındaki Orta Asya halkları için de Mo-tun (Börü Tonga) Yabgu mühimdir. Pek çok devletin tarihten silinmesine vesile olmakla beraber, Asya coğrafyasının şekillenmesi de onun sayesindedir. Böylesine değerli bir şahsın unutulması elbette ki beklenemez. Türk milletinin hafızasına yer etmiş bu zat ve onun hizmetleri kulaktan kulağa sözlü olarak geldiği gibi, yazılı olarak da yaşamıştır. Bu yüzden pek tabi ki, bazı ilim adamları tarafından Oğuz ile Mo-tun’un (Börü Tonga) aynı olabileceği görüşü ortaya atılmaktadır. Bilindiği üzere Tengri Kut(8) Mo-tun, M.Ö. 174’te öldüğünde yerine oğlu Kök (çince Ki-ok) tahta çıkmıştı.
Babasına çok benzeyen bu şahıstan sonra Türk devletinin başında M.Ö.160 senesinde de Kök’ün oğlu Kün-içen’i (çince Chüen-ch’en) görmekteyiz. Burada okuyucuların dikkatini Tengri Kut Mo-tun’un (Börü Tonga) gerçek hayattaki oğlu ve torununun adına çekmek istiyoruz. Bizim tespitlerimize göre, bunlardan birisi Kök’tür (Gök Han), diğeri de Kün’dür (Gün Han). Yani Mo-tun Yabgu’dan (Börü  Tonga)  sonra  gelen  iki  Türk  hükümdarının  ismi  Oğuz Kağan Destanı’ndaki Oğuz’un destanı çocuklarından iki tanesiyle aynıdır. Bu herhalde, Oğuz ile Mo-tun arasındaki benzerlik konusunda göz-ardı edilemeyecek bir ip-ucudur(9). Ayrıca Oğuz Kağan’ın seferleri ile Mo-tun’un (Börü Tonga) siyasi faaliyetlerinde de ortak noktalar vardır.
Şimdilik bilinen ve kabul edilen ilk devletimiz Hunlar ile onların efsanevi kağanı Mo-tun (Börü Tonga) ya da Mete’nin attığı temel, Türk milletinin ve devletinin ebedileşmesinin esasını oluşturur. Bu bakımdan Mo-tun (Börü Tonga) Yabgu’nun Türk tarihinde ayrı bir yeri vardır.
Prof. Dr. Saadettin GÖMEÇ
Türk Büyükleri I / Mo-tun ( Börü Tonga ) Yabgu
Polis Dergisi, 13/51, Ankara 2007
Kaynakça:
* A.Ü. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Üyesi.
1) Atsız, “Kim Milli Kahramandır?”, Türk Tarihinde Meseleler, 2. baskı, İstanbul 1977, s.174; Y.Çavuşoğlu, “Milli Kahraman Olmak”, Orkun, Sayı 52, İstanbul 2002.
2) Son zamanlarda isminin manasının Bagatur olduğu söylenmektedir ki, buna şimdilik biz ihtiyatla yaklaşıyoruz.
3) Çin kaynaklarındaki bu isim Fransızcaya Teoman şeklinde yanlış olarak aksettiğinden, bizde de yıllardır bu yanlış biçimde yazılan kelime insanlarımıza ad olarak verilmektedir.
4) Daha önce kendi başına bir esaretten kurtulduğu için emrine verilen ve kendisinin yetiştirdiği bir tümen askeri mevcuttur ki, bu olay Oğuz’un babasıyla olan mücadelesinin aynıdır.
5) Herkesçe bilinen hikaye Mo-tun (Börü Tonga)’un atının, güzel cariyelerinden birisinin ve Türk ülkesinin sınırındaki çorak bir toprak parçasının istenmesi ve bu yüzden yapılan savaş meselesi.
6) S.Gömeç, Kök Türk Tarihi, 2. baskı, Ankara 1999, s.2.
7) Teşkilatsız Türk boyları.
8) Çin anlayışında olduğu şekliyle Tanrı’nın oğlu değil.
9) S.Gömeç, “Oğuz Kağan’ın Kimliği, Oğuzlar ve Oğuz Kağan Destanları Üzerine Bir-iki Söz”, DTCF. Tarih Araştırmaları Dergisi, 22/35, Ankara 2004.

http://s4.picofile.com/file/7805551177/metehan.jpg

امپراطوری ترکان خزر

The Khazar Empire

تاریخ ترکان خزر

امپراطوری خزر ها

http://s4.picofile.com/file/7813790214/AD_850Khazaria.jpg
نام خزر همانند نام آذربایجان نامی با ریشه ترکی است.خزر از کلمه ترکی OKH-AS-ER و آذربایجان از AS-ER-BAY-JAN گرفته شده است 

The Khazar Empire came into being during the 5th century AD and lasted until the 13th century AD. It was destroyed by the unforgiving onslaught and expansion of Cengiz Khan towards the west. The territories of the Khazar Empire shown below extended from the north-western regions of the Black Sea up to and including the northern banks of the Caspian Sea. The name of the Caspian Sea is a transformed form of the harsh laryngeal Khazar, to the smooth labial Caspian form. Khazar is clearly made out of OKH-AS-ER meaning “the Okh and As people” (see Chapter 4, The Asiatic Scythians). Today a country named Azerbaijan still exists on the western side of the Caspian Sea whose name has been dissected as AS-ER-BAY-JAN meaning “The spiritual leadership of the As people” in Chapter 4. Therefore, Khazaria means “the country of the Okh and As”.



The Khazar people belonged to a grouping of Turks who spoke a Turkic dialect and used the runic alphabet of the Orhun syllabary belonging to the Gökturks of central Asia. The ancient Turks defined the four directions, north, south, east and west with the help of colors. West was blue, east was yellow, north was black and south was white. Considering their location in Asia one can easily realize the reason of such color selections. “Gök” was a word meaning “sky” or “heaven” as well as “blue” and “west”. So, in the name Gökturk we find several meanings such as “western Turks”, “blue Turks” and “heavenly Turks”. The royalty of the Khazars was descended from the Ashina (Asena) or AS-ANA Turks, which was most probably a matriarchal society. Since As-Ana means “As Mother” we can safely guess that they were culturally and most probably genetically related to the Scythians and Amazons who lived in the same region some centuries ago (see Chapter 33, Western Anatolia).

  Kiev, which is the capital city of Ukraine was established by the Khazars. Kiev is a name concatenated from two Turkish words Kiyi and Ev meaning “shore house”; a name quite appropriate for the ancient settlement which is located on the shores of the Dnipro River. As the Christian Russians from the west and the Islamic Arabs from the south increased their attacks towards Khazaria, the royalty who believed in Tengri, decided to adopt the monotheistic religion of Judaism. In this selection they hoped to remain free of the physical as well as the spiritual pressure of the surrounding powers. The Khazars were ruled by a succession of Jewish kings until the Mongols came from the east and destroyed their cities. As the Khazar Empire came to its end the Khazars dispersed in all directions and formed local communities in Hungary, Germany, Lithuania, Ukraine and Ossetia. Since Khazar males were expert riders –a cultural trait handed over from their ancestral Turkic origin- they formed the elite light cavalry of most western armies. These riders came to be known as the Huszar in Hungary and the Hussard in France. There is a city called Khusar-Kintsag in northern Caucasus, which was probably founded by the ancient Khasars. Below we see a representation of a Hussard. The tall hat is a transformed form of the Asiatic “kalpak”.

http://s4.picofile.com/file/7813789779/a124.jpg

The word shown below has been given as an example for the Khazar script and has been interpreted as OKURUM, meaning “I read it” in modern Turkish (1).



The script has to be read from right to left, similar to all Orhun texts which have been written in that order. The black letters at the top are the Khazar letters and the red ones under them belong to the Orhun syllabary. The first letter on the right, which is not found among the Orhun letters, might be considered as being influenced from or related to the Roman K.

  Here are three example sentences in the Khazar language. They clearly demonstrate their Turkic origin, since their meaning is still understandable with the help of modern Turkish.

Kaytmamen artkari sezimden.
(I never come back from my word)

Da algıshladi allarni tangri
(and God ‘supported / praised’ them)

  It is interesting to note that the word “algısh” or “alkısh” means “hand-clapping” in Turkish, an act of joy and support for praising a completed performance.

Sendir otnu suvba, yamanlikni dostlukba.
(Extinguish the fire with water and the adversity with friendship)


Reference

(1)  An Introduction to the History of Khazaria, 1999 and The Jews of Khazaria by Kevin Alan Brook, Rowman and Littlefield 2006.

کلیپ معرفی آناتومروس

Ana Tomrus

کلیپ معرفی ملکه ترکان سکایی


آنا تومروس

اولین حکمدار زن جهان آنا تومروس

http://s3.picofile.com/file/7727808595/tomris_hatun_1.jpg

لینک کلیپ ها:

http://www.aparat.com/v/0hDuI

http://www.aparat.com/v/3ZJFK

کلیپ معرفی اهرام ترکان

TÜRK PİRAMİTLERİ

کلیپ معرفی اهرام ترکان


اهرام ترکان اویغور

http://s1.picofile.com/file/7720615585/gizemli_turk_tarixi.jpg

لینک کلیپ:

www.aparat.com/v/S95pU

کتیبه های ترکی در اروپا

ÖnTürklərin Yazıtları

اؤن تورک لرین یازیت لاری

(کتیبه های پروتو ترک در سراسر اروپا)

http://s3.picofile.com/file/7727770856/EtruscanLanguage2.jpg

اجداد ترکان (پروتو ترک ها) اولین تمدن هایی بشری را در سراسر دنیا ساخته اند و تمدن های دیگر از تکامل این تمدن ها شکل گرفته اند.این مسئله از کتیبه هایی که با نماد ها و طمغاهای ترکان نوشته شده است و در سراسر قاره ها پراکنده شده است بر می آید.


در پایین لیستی از تعدادی از کتیبه های ترکی(پروتو ترک) اروپا آمده است.

http://s3.picofile.com/file/7727772682/turuk2_06_23_46_.jpg

-- Preslav Yazıtı (Bulgaristan)
کتیبه ترکی  پرسلاو در بلغارستان
-- Vinça-Tartaria (Sırbistan, Romanya) (8 yazıt)
8 کتیبه ترکی  وینچا تارتاریا سیبری و رومانی
-- Glozel (Fransa) (19 yazıt� Proto-Türkçe Oduk-El diye bilinen bu bölgede
bulunan yazıtların sayısı 3.000 kadardır.)
19 کتیبه ترکی  گلوزل فرانسه
-- Bask (Fransa, İspanya) (2 yazıt)
2 کتیبه ترکی  باسک فرانسه و اسپانیا
-- Retüs (İsviçre Alpleri) (4 yazıt)
4 کتیبه ترکی رئتوس آلپ ار های ایشویچره
-- Limni (Ege denizi) (1 yazıt)
کتیبه ترکی لیمنی دریای اگه
-- Val Comanica (İtalyan Alpleri) (9 yazıt)
9 کتیبه وال کومانیکا آلپ ار های ایتالیایی
-- İskit yazıtları (Karadeniz�in kuzeyi) (3 yazıt)
3 کتیبه ترکی اسکیت شمال دریای کارا(سیاه)

http://s2.picofile.com/file/7727771391/Etruske_napisy_Lemnos_300x387.gif

-- Etrüsk yazıtları (İtalya) (50 yazıt)
50 کتیبه ترکی اتروسک های ایتالیا
-- Pelask yazıtları (Yunanistan) (3 yazıt)
3 کتیبه ترکی پئلاسک یونان

Ve Fransa ve İspanya�daki çözümlenmiş olan MAĞARA RESİM VE YAZITLARI
کتیبه های ترکی در دیواره غارهای فرانسه و اسپانیا

-- Lascaux (2 yazıt)
-- Fontarnaud a Lugasson (1 yazıt)
-- Niaux (2 yazıt)
-- Rochbertier (1 yazıt)
-- Mas d�Azil (4 yazıt)
-- Gourden (1 yazıt)
-- Marsoulas (1 yazıt)
-- Passiega (1 yazıt)
-- Altamira (1 yazıt)

http://s3.picofile.com/file/7727772575/gloz.jpg

آتلانتیس و پروتو ترک ها

Truva Ve Türklerin Anayurdu Atlantis

تروا و تورک لرین آنا یوردو آتلانتیس

آتلانتیس و تروا و ترکان

http://s2.picofile.com/file/7727755913/atlantis.jpg
Atlantis
Murat Bardakçı namlı Saraylı yazınca güldüm (16 Mayıs 2004, Hürriyet, ‘Truva Efsanesi Eski Çağın Dallas’ıdır’. Yazısının içindeki yanlışları aşağıda yazacağım ancak Haluk Şahin “Truvalılar Türk müydü?” diye yazınca (16 Mayıs 2004, Radikal), üç yıldır üzerinde çalıştığım Türklerin Anayurdu Atlantis çalışmamı artık kamuoyuna sunmanın, hem orijinaliteyi kaçırmamak, hem de güncel Truva meselesine doğru bakmak için şart olduğu ortaya çıktı. Belki Mardukçular da bir şeyler öğrenir. (Haluk, arada medyayı medyadan eleştirmek gibi yapılmayacak gafları sürekli yapsa da, benim MEME içinde görmediğim bir dostumdur, burada bunu da belirteyim. Bardakçı ise tam bir MEME’ci. Yetkin İşçen, dostluğuna ve terbiyesine binaen Çanakkale işini pek karıştırmadı diye, Hazret’in dur durak bilesi yok. Engin Ardıç da işe yine kaba ampirisizmle takılarak, Truvalılara Türk diyenlerle alay etti (Star, 18 Mayıs 2004), etti etmesine de, Enginciğim yine sana epey bir okuma çıkacak bu yazıdan sonra…)
Bardakçı, bardak dolu mu boş mu tartışması benzeri herzevatı yine çoğaltarak, Truva konusunda yanlış bilgilendiriyor o çok değerli okuyucularını. Murdoch’un Mirror’ının GYY’nin yayınladığı Irak’taki fotoğraflar sahte çıktı diye kovulduğunu manşete çeken Hürriyet, acaba diyorum, kendine ne zaman uygulayacak bu medya etiğini?
İlkönce, Haluk Şahin’in yazısında doğrusunun bir kısmı bulunan, Fatih’in Troy ile ilgili Papa’ya yazdığı mektuptaki gibi bir lafı Mustafa Kemal Paşa’nın, “1922’de yanındakilere söylediği iddia edilen,” “Truva’nın öcünü aldık” şeklinde söylemesi mümkün değildir cümlesi ile işi kızıştırayım. Bu iddiayı ileri süren ve Sabahattin Eyüboğlu’ndan bahsetmeyen M. Bardakçı’nın belge ve kanıt göstermesi iktiza eder. Troy’un öcünü aldık lafı, İstanbul’u aldıktan sonra Fatih’in söylediği ve Papa’ya da yazdığı bir mektupta bulunan bir laftır. Doğrusu da budur. Çünkü Konstantin, Yeni Roma’yı İstanbul’dan hemen önce Truva’da kurmayı düşünmüş sonradan iyi bir limana sahip olmadığından vazgeçmiştir. Dolayısıyla, Haluk Şahin’de de geçen, Sabahattin Eyüboğlu’nu aktarması doğru olamaz. Neden mi?
Bakın bu konuda Sabahattin Eyüpoğlu’nun da dostu olan Halikarnas Balıkçısı ne diyor: “Çok tuhaftır ama, Homeros ile ilgilenen ilk Türk İstanbul’un fatihi Sultan II. Mehmet’tir. Montaigne’e göre, Fatih, Papa’ya yazdığı bir notada, Yunanistan’a yardımını anlayamadığını çünkü İtalyanların Troya’lı Eneas soyundan ve bu nedenle Trakofriglerden oldukları için, Hektor’un öcünü almakta Papa’nın kendisine yardım etmesi gerektiğini yazmış. (Bunu Sabahattin Eyüboğlu Montaigne-Denemeler çevirinde veriyor.)” Halikarnas Balıkçısı bu sözlerden sonra hemen ekliyor: “Fatih, bu sözleri söylemişse, bunlar boş sözlerdir… Çünkü, batı ya da Papa, Hellenlere Hıristiyan oldukları için yardım ediyordu. Fatih bunu pek iyi biliyordu. Onunki bir Bizans Vasileosluğu, bir Rum İmparatoru taşlaması olmalı. İstanbul’da Bizantizmiin gelişmesine yardımı –hiç olmazsa göz yummasıyla- esnaf yardımlaşma kurumlarını –Ahileri- kaldırmakla, sayısız hizmetlerinin yanısıra İmparatorluğun gerileyip kokuşma tohumlarını atmıştır.” (Bkz: Hey Koca Yurt, s: 290.) Mustafa Kemal’in yazılmasında katkıda bulunduğu ortaokul Tarih ve Yurttaşlık kitaplarında (1928) Fatih’e ne dendiğine bakarsa Bardakçı (eminim arşivinde vardır bir kaç tanesi, belki de malumatfuruşlukla köşesinde yazmıştır bile), Mustafa Kemal Paşa’nın Fatih’in söylediği bu sözü en son tekrar edecek kişi olduğunu anlar belki de hermenüatik olarak (Bu hermenüatik de nerden çıktı demeyin, konumuzla epey ilgisi var, Zeus’un Enformasyon Bakanı’nın adı Hermes idi). Haluk Şahin hiç olmazsa, yakıştırmadır belki Mustafa Kemal’e atfedilen söz diyor. Bardakçı ise önündeki bardaktan hız almış bir vaziyette, kesinlik ifadesi kullanıyor. Sabahattin Eyüpoğlu ise tenakuz içinde. En doğrusu Halikarnas Balıkçısı, namı diğer Cevat Şakir’in. Kesinlik yakıştırma; hermenüatik mermenüatik, belge göstermesi gerek Bardakçı’nın. Ayrıca, “Homer’in İliad’ı” diye bir tanımlama yoktur Türkçe’de. Bu, işin İngilizce yazımıdır, yani İngilizcesidir. Türkçesi şudur: Homeros’un İlyada’sı. Aynı yazısında çerçeve içinde Bardakçı’nın “İşte Truva’nın gerçek destanı” dediği ise, yüzlerce Truva öyküsünden biridir. Belki de en dangalakça olanı. Homoseksüellikle aklını bozmuş olan Bardakçı’nın Paris’i bir homoseksüel olarak göstermesi mâkuldur, o günlerde bu işler yaygındı, ancak, Helen’in onu homoseksüalite yaparken yakalayıp kıskanması ve sahip olması kadınsıllık doğasına aykırıdır, eğer Helen’in kendisi bir homo değilse… Olsa bile biraz zordur. Kadın doğası insanlık serüveninde hiç değişmeyen tek özdür neredeyse. Ayrıca, Truva savaşı, daha sonra görülecektir ki, bu yazıda değil tabii, bir emperyalist Savaş’tır. Wolfgang Peterson’un filmi de bunu, ortalama televizyon izleyicisi basitliğine indirgeyerek pek âla güzelce anlatıyor, anlayana. Üfürmek yok. Hatta, eğer ilgileniyorsanız, Truva Savaşları on yıl sürmüştür diye de bir bilgiyi kaydedin lütfen. Kadın kız için yapılacak iş olamaz on yıl süren muhasara ve savaş. Bardakçı’nın makûs durumu içinde bulunduğu medyanın palavrasına inanan bir MEME’ci olmasıdır. Bardakçı için söyleyeceklerim bu kadar yeter. Gerisini Yetkin İşçen’e bırakıyorum. (Son bir söz: Truva konusu çok çetrefillidir, öyle bardak dolsun, sayfa olsun diye bulaşılacak bir konu değil. Bardakçı, UNM’sinin “azgın azınlığın Internet’ine” girerse elli bin tane daha bu konuda hikaye derleyebilir; hangisinin gerçek olduğuna da UNM’si karar verir.

کتیبه ترکی در یونان باستان

http://s3.picofile.com/file/7727756341/yunan_uygarl%C4%B1g%C4%B1nda_t%C3%BCrk_damgas%C4%B1_pelasglar.jpg


Truva
İşte bir tanesi: “Homer’s “Iliad” begins towards the close of the last of the ten years of the Trojan War: its incidents extend over some fifty days only, and it ends with the burial of Hector. The things which came before and after were told by other bards, who between them narrated the whole “cycle” of the events of the war, and so were called the Cyclic Poets. Of their works none have survived; but the story of what befell between Hector’s funeral and the taking of Troy is told in detail, and well told, in a poem about half as long as the “Iliad”. Some four hundred years after Christ there lived at Smyrna a poet of whom we know scarce anything, save that his first name was Quintus. He had saturated himself with the spirit of Homer, he had caught the ring of his music, and he perhaps had before him the works of those Cyclic Poets whose stars had paled before the sun.
“We have practically no external evidence as to the date or place of birth of Quintus of Smyrna, or for the sources whence he drew his materials. His date is approximately settled by two passages in the poem, viz. vi. 531 sqq., in which occurs an illustration drawn from the man-and-beast fights of the amphitheatre, which were suppressed by Theodosius I. (379-395 A.D.); and xiii. 335 sqq., which contains a prophecy, the special particularity of which, it is maintained by Koechly, limits its applicability to the middle of the fourth century A.D.” Bkz: A.S. Way, Internet, Berkley Sun Systems.)
Biz gelelim, Truva’ya ve Türklerin anayurdu Atlantis’e.
Haluk Şahin yazısını, “Gördüğünüz gibi Troyalılar Türk müydü sorusu o kadar da uydurma bir soru değil. Günümüz Türklerinin tarihsel rol olarak Troyalı olduğuna ise hiç kuşkum yok.” diyerek bitiriyor. Bitiriyor bitirmesine de iş burada başlıyor. Türklerin anayurdu Turanist yaklaşıma göre Orta Asya’dır. Bu yanlış inanış, Atatürk’ün Güneş Dil Teorisini yanlış uygulayan 1939 sonrası tarih anlayışına özgüdür. Halikarnas Balıkçısı’na ve Prof. Çığ’a göre, Sümerlerde de Türk “verniği-cilası” vardır. Nitekim, Truva’da Agamemnon’a karşı toplanan Anadolu halkları Hatti’ler ve Hititler’dir. Bunu şu anda seyredilen film bile böyle söylüyor ama biz hâlâ Türkleri Orta Asya’dan çıkartamıyoruz. Anadolu’ya geliş tarihi ise her nedense 1071. Oysa Diyojen’in Ordusu Kıpçak ve Pençek Türklerle doluydu. Alpaslan’ın ordusunun Türkçe konuştuğunu duyunca saf değiştiren bu birlikler nedeniyle, Diyojen yenildi (Bkz: AS, s: 189-193). Musul ve Kerkük’e bile Türkler resmi tarihe göre 1038’de yerleştiler.
Anayurt bu kadar uzak olunca da mukadessatçımız (dincimiz, Müslümanımız, İslamcımız) da, Turancımız (faşistimiz, sağcımız, milliyetçimiz) de bir türlü ulusalcı, “yurt”sever olamıyor. Sadece iman ve ülkü-sever olarak kalıyor. Türkiye Cumhuriyetinin mâkus talihi de bu hale geliyor: Bir kolu Arap çöllerinde; diğer kolu Turan’da, Anadolu’daki taşları tarih olarak değil de, lağım taşı olarak gören milliyetçi-mukadessatçılarımızla tarih başka türlü olabilir miydi? Bu konuda, çok ham bir halde ve kaynakçasız olmasına rağmen, herkese Halikarnas Balıkçısı’nı tavsiye ederim.
Tabii biz bu duruma avanak avanak bakarken, özellikle de bakanlarımız, Nurihan Fattah, L. N. Gumilev gibi araştırmacılar Türklerin anayurdunun Atlantis, Fattah’ın deyişiyle ve Türkçe çevirisinde Atlantid, olduğunu söylüyorlar. (Bkz: N. Fattah, Tanrıların ve Firavunların Dili; L.N. Gumilev, Eski Türkler, Selenge Yayınları, Çev: Ahsen Batur, 2004. Gumilev tam olarak Atlantis’tir demiyor ama bu konuda epey veri topluyor.).
Ben Atlantis’e, fi tarihinde, 1968 baskısı, Edgar Evans Cayce ve Hugh Lynn Cayce’in derlediği Edgar Cayce’in On Atlantis, adlı küçük kitabını okuyarak bulaştım. Cayce bir falcı. Fanatik bir hıristiyan. Amerika’da peygamber sıfatına sahip ancak paygamberlik taslamıyor. Reenkarnasyona inanıyor. Gününde, 1920-1945 arasında, Amerika’da yaşayan bir çok kişinin Atlantis adlı kaybolmuş kıta’dan reenkarne edildiğini iddia ediyor. Kendisine problemlerini çözmesi için gelen kişilerin hayatlarını okuyor (“life readings”) ve eğer kişi Atlantis’ten reankarne ise, Atlantis’i anlatmaya başlıyor. Bütün bunları trans (yarı uyku) halinde yapıyor ve yanındaki sekreteri bu söylenenleri kağıtlara yazıp, çözüm için gelen kişiye veriyor. İddiaya göre, Cayce’in inanılmaz bir iyileştirme becerisi var. Hem hastalıkları, hem de kötü talihi. Ölümünden sonra, Cayce’in bu herkese dağıttığı metinleri oğlu ve torunu dağıtılan kişilerden topluyor ve büyük bir arşiv oluşturuyorlar. A.R.E. (Association for Research and Enlightenment) adı altında da bir Enstitü’de topluyorlar arşivi. Internet’e girerseniz bu konuda yeterli bilgiye sahip olabilirsiniz. Cayce, benim tam karşı olduğum bir dünya görüşüne sahip. O idealist, ben ise materyalistim. Ancak, Cayce’in Atlantis ile ilgisi dolayısıyla hep başvurduğum bir kaynak olarak kaldı okumalarımda. Bu konuda yakında bir yayın da yapabilirim.
Edgar Cayce’in oğlu Edgar Evans Cayce’e göre, Atlantis’i ilk yazan Platon (Eflatun) ve Bacon’u okumamış Cayce. Bu nedenle, Atlantis üzerine söyledikleri oldukça orijinal. Daha da ilginci, o günlerde bir yığın Amerikalı antrapolog’un Platon’dan yola çıksalar bile Atlantis’i Atlantik Okyanusu’nun ortasında aramalarına karşılık, Cayce, Atlantis’in Malta ile Mısır arasında, Akdeniz’de olduğunu söylüyor, kendisinin de Mısır’lı bir Rahip olarak önceki hayatından bu hayatına reankarne olduğunu iddia ediyor. Platon ise Atlantis’den Solon’a bir kaç Mısrlı Rahip tarafından anlatılan eski bir uygarlık olarak sözediyor. İşte size Platonik bir Atlantis:
The capital of Atlantis as described by Plato. (Copyright Lee Krystek 1997)
The story of the lost continent of Atlantis starts in 355 B.C. with the Greek philosopher Plato. Plato had planned to write a trilogy of books discussing the nature of man, the creation of the world, and the story of Atlantis, as well as other subjects. Only the first book was ever completed. The second book was abandoned part way through, and the final book was never even started.
Plato used a series of dialogues to express his ideas. In this type of writing, the author’s thoughts are explored in a series of arguments and debates between various characters in the story. Plato often used real people in his dialogues, such as his teacher, Socrates, but the ***** he gave them were his own.
A character named Kritias tells an account of Atlantis that has been in his family for generations. According the character the story was originally told to his ancestor Solon, by a priest during Solon’s visit to Egypt.
According to the dialogues, there had been a powerful empire located to the west of the “Pillars of Hercules” (what we now call the Straight of Gibraltar) on an island in the Atlantic Ocean. The nation there had been established by Poseidon, the God of the Sea. Poseidon fathered five sets of twins on the island. The firstborn, Atlas, had the continent and the surrounding ocean named for him. Poseidon divided the land into ten sections, each to be ruled by a son, or his heirs.
The capital city of Atlantis was a marvel of architecture and engineering. The city was composed of a series of concentric walls and canals. At the very center was a hill, and on top of the hill a temple to Poseidon. Inside was a gold statue of the God of the Sea showing him driving six winged horses.
About 9000 years before the time of Plato, after the people of Atlantis became corrupt and greedy, the Gods decided to destroy them. A violent earthquake shook the land, giant waves rolled over the shores, and the island sank into the sea never to be seen again.
(Bacon ile ilgili olan Atlantis’i şurada bulabilirsiniz: THE NEW ATLANTIS, by FRANCIS BACON. (Written in 1626.) From Ideal Commonwealths, P.F. Collier & Son, New York.(c)1901 The Colonial Press, expired. Prepared by Kirk Crady from scanner output provided by Internet Wiretap. This book is in the public domain, released August 1993.)
Edgar Cayce ise, bütün bunları bilmeden Platon’da ne varsa ve daha fazlasını life-readings adı altında naklediyor. İşin ilginci, Cayce’in anlattığı Atlantis ve bu uygarlıkla ilgili olaylar ve konuşulan dil, sadece Platon’da tasvir edilene değil, yeni Türkçe’ye çevrilen, Kazan Üniversitesi profesörlerinden ve Türklerin anayurdunun Atlantid(s) olduğunu iddia eden Kırımlı bir Türk olan Nurihan Fattah’ın iddiaları ile de örtüşüyor. (İşte, ben de Türklerle Atlantis’i Nurihan Fattah’ın bu yıl Türkçe’de yayınlanan kitabı ile birleştirdim. Daha önce hiç bir Atlantis metninde Türklerden bahsedilmediği için, belki de N. Fattah bu konuda ilk.)
Daha da ilginç olan, Nurihan Fattah ile Edgar Cayce’in anlatıkları, Halikarnas Balıkçısı’nda da, Prof. Dr. Bilge Umar’da da var. Daha daha ilginci, bütün bunlar, Prof. Dr. Ümit Hassan (Kıbrıs Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü ve eski Mülkiye’den hocam. Bkz: Osmanlı, İletişim Yayınları) ve Prof. Dr. Sencer Divitçioğlu’nun eski Türklerin ve Oğuzlar’ın dilleri ile ilgili çalışmalarında da bulunuyor. Daha da ilginci, bir Turanist zannettiğim Semih Tufan Gülaltay’ın Tanrı’nın Türk’leri (Kafkas Yayıncılık, yayın tarihi yok fakat önsöz tarihi 25.03.2004.) adlı Türk dili üzerine yaptığı yayında da epey örtüşme var. (Tabii, Balıkçı, Divitçioğlu, Umar, Hassan ve Gülaltay Atlantis’ten bahsetmiyorlar. Bu âlimler sadece Türk dilini ve tarihini inceliyorlar, ancak bahsedilen çoğu bulgular, Cayce ve Fattah ile uyuşuyor. Türklerin anayurdunun Atlantis olduğunu, Malta ile Mısır arasında, Akdeniz’de bir yerde bulunduğunu, Minoen-Girit’in bu uygarlığın merkezi olduğunu sadece Fattah ileri sürüyor. Cayce’ın Atlantis’i ise çok daha geniş.)
Şimdi bazı alıntıları aktarayım da, gözünüz gönlünüz açılsın (Cayce’i İngilizce aktaracağım, diğerleri Türkçe. Bu bölümdeki köşeli parantezlerin içindekileri ben ekledim.):
50,000 İ.Ö.- 10,000 İ.Ö. arası Edgar Cayce’in anlattığına göre: “in Alta[y] in Atlantis, among those who were of the highest development in the material application of those forces as pertain to the nightside of life…” (2913-1; 6 Eylül 1928)
“Name Lus-lu, ruled as leader in city of Sus-interest in mechanical and chemical forces.” (282-2; 20 Mart 1930)
“in Poseidon when Alta[y] in height of civilization…” (234-1; 20 Mayıs 1924)
“in Atlantean land before the second destruction when there was the dividends of islands, when the temptations were begun in activities of Sons of Belial and children of Law of One… New developments in air and water travel… as these were beginning developments at that period for escape.” (3004-1; 15 Mayıs 1943)
“Then, with leavings of the civilization in Atlantis (in Poseidia, more specific), Iltar –with a group of followers that had been of the household of Atlan, the followers of the worship of the ONE –with some ten individuals- left this land Poseidia, and came westward, entering what would be now a portion of Yucatan…. combination of those people from Mu, Oz, and Atlantis. …though the Incals were themselves the successors of those Oz, or Og, in the Peruvian land, and Mu in the southern portions of that now called California… Hence we may find in these ruins that which partakes of the Egyptian, Lemurian and Oz (Og) civilizations, and the later activities partaking even of the Mosaic activities.” (5750-1; 12 Kasım 1933)
[Cayce, İsa’dan Önce 50 bin ile 10 bin yılları arasında, Atlantis’te Alta-y diye bir yerden bahsediyor; buradaki teknolojinin çok yüksek bir teknoloji olduğunu ve uçak, denizaltı gibi araçların ikinci yokoluş esnasında kaçmak için kullanıldığını söylüyor. İltar adlı önderle ve 10 kişi ile Poseidia’yı terkettiklerini ve Mısır’a ve Güney Amerika’ya gittiklerini ima ediyor. İncal, İnka’ların da Oz veya Og-uz halklarının bir devamı olduğunu belirtiyor. Mosaic dediği ise bizim mozaik bildiğimiz şey değil, belki de o ama büyük harfle yazıldığına göre, daha çok, Musa- Moses demek. Po-se-idia ise Girit’teki İda olabilir. İz sürmek gerekiyor. Mu da, moğollar, mungollar, mungloid olabilir. Po, Mu ve Oz-Og hece-kök-sözcüklerine daha sonra geleceğiz.]
Halikarnas Balıkçısına göre ise: “İlkçağlarda insanoğlunun bilinci uyanılaberi… eski, Firavunlar devri Mısırlıları, Batı Anadolululara ‘Denizin Yüreğinde Yaşayan İnsanlar’ demişlerdir. İsa’dan 4000 bin yıl önce Sümer’ler de Batı Anadolulul insanlara ‘Denizin kıyısındaki Güneş Bahçesi’nde Yaşayan İnsanlar’ diyorlardı.” (HKY, s: 33)
“Anadolu’nun Ana Tanrıçası Kybele (Sibel), Attis adlı bir gence aşık olur… Attis’in aslı, Sümerler’in, baharda canlanıp güzün ölen ilkbahar tanrısı Tammuz’dur. Filistin Yahudileri onu tanrı saydıkları için, ona Adon diye taparlar. Hellenistanlılar Adon sözcüğüne s ekleyerek Adonis dediler. Damızlık buradan gelir… kimi Türk aşiretlerinde Tammuz’u temsil eden delikanlı, Mayıs ayında bereket olsun diye evleri ziyaret ederdi çok eskiden.” (HKY, s: 31-32)
“Grekler kendilerinin ‘pelaj’lardan gelme olduklarını iddia ederler, Pelaj (deniz halkı) sözü, kendilerinden önce Anadolu’da karışan halklara verdikleri genel halktır.” (AS, s: 2
“Athena ne bir Hellen tanrıçadır, ne de adı Hellencedir. Kendi bir Girit tanrıçasının Helenleştirilmişi olabilir. Ama Sümerlerin gök tanrıçası olan Anatha’dan gelmiş olabilir.” (HKY, s: 51)
“İyonyalılar (Anadolulular) denize Pontos adını koydular. Helenistanlılar denize ilk taktıkları ad Thalassa idi. Ama Thalassa Helence değil, Minos-Girit dilinde bir söcüktür. Miletos’lular ve Batı Anadolu halkı, dünyada ilk deniz uygarlığını kuranlar, Minos-Girit denizcileri idi.” (HKY, s: 23)
[Attis ise şöyle okuyabilirsiniz: At/lan/tis; Attis’in toprağı. Bu kelimelerin yazımları orijinal dsözcüğün latin alfabesiyle yazımıdır. Fonetik olarak da incelenmelidir. Prof. Umar’da bu fonetik ile ilgili bir pasajı aşağıda bulacaksınız.]
Semih Tufan Gülaltay, özellikle Emel Esin, Jean Paul Roux, Abdülkadir İnan, Homeros ve Gumilov’dan yararlanarak, Türk dilindeki takıları-heceleri incelerken köksel-etimolojik bir topografya çiziyor: “Çin kaynakları Türk’lüğün türediği yer olarak, Türklük po-tan-siyal-inin başladığı yer olarak Po-teng-ning-li adını veriyor… Kadim Tur dini kabilelerinin bu mağraya Ata mağarası olarak, geçmişlerine dair güç kaynağı (potansiyal) olarak takdis ederlerdi… Orta Asya göçebe Tur [turlamak, touring, yer değiştirmek, dolanmak] kabilelerinde tanrı adına kesilen kutsal dağ kitlesine Bod-tengri (po-tenglili) (yani Bod tengrinin ili) adı Çin yıllıklarında verilmişti. Tur kabilelerinde bir Tanrı unsuru olan dağlar (Dağ-han) Bod (beden) yani po’dur. Anadolu halk türkülerinde ‘kalenin bedenleri’ ifadesinin etimolojik mantığı budur. Po kök kelimesi Alta[y] Türkçe’sinde kitle anlamına gelmektedir. Dağ tanrı inancı, dağların ruhu töresi Altay Türk’lerinde yer tanrı sıfatı olarak po kök kelimesi ile ifade edilmekteydi. As Türk’lerinden Hellas kabilesinin Truva savaşını anlatan Homeros’un İlyada destanında dağ tanrı sıfatı olan po kök kelimesinden sıfatlandırılmış dağ gibi savaşçıların isimleri vardır. Hippokoo, Hippodamas, Hippodamos, Hippomakhos gibi. [Hypo da su demektir.] Hellas’ların [Thalassa’nın Hellas ile ve su ile ilgisinin izini sürün.] denizci kabile olarak en büyük kitle olarak tanrısallaştırdıkları deniz tanrılarının adı Poseidion’dur.
[Po’nu çoğulu pol’dür. Pol-is, poly’ye Gülaltay dikkat çekmiyor, bence çoğulun da izini sürmeli.]
Ümit Hassan ise, Osmanlı’nın ideolojisini eski Türklerdeki etimolojik izlerle açıklıyor: “…Çinlilerin Hsi-en-pi dediği kabileler arsında bulunan ve bir olasılıkla etnik olarak Hsien-pi’lerden örgütsel ve/veya etnik olarak ayrılan Wu-huan, Tabgaç, Hsi (H’i) Tu-yü-hun, Mu-jung örgütlerinin kimisinin proto-Tunguz ya da proto-Moğol sanılmasına karşın bunların proto-Türk oldukları yönünde görüşler ileri sürülmüştür (Bkz: Emel Esin)… ‘Türk Oğuz begleri bodun eşidin’ hitabıyla seslenir. Türk Budun (Bodun) ve Oğuz Budun’un ortaklaşa meydana getirdiği… Türk (ve) Oğuz Bey ve Bodununa… Oğuz ethnomisi Bizans kaynaklarında Uz olarak geçer. (Öte yandan, Rus ve Hazar (İbrani) kaynaklarında Tork/Türk ile bir adlandırma/terimleştirmeye başlandığı anlaşılıyor.) Oğuz sözünün oğ/uk kökünden türediği ve kandaşlık’ı karşıladığı (Bkz: Golden, s: 206) kabul görmektedir… Ziya Gökalp’ın Türk adına doğrudan bir itirazı olmamakla birlikte, Türkiye yerine Oğuzistan adını yeğlemiş olması… (Osmanlı, çeşitli sayfalar.)
[Uz-Oz-Og köklerinin, Oğuz’da birleşmiş olmaları ilginçtir. Yalçın Küçük, Ottoman’a (Teoman’a, toman’a) neden Osman denildiğini merak etmektedir. Belki de doğru merak, Osmanlı’nın Oz-manlı, Uz-manlı olabilmesi yönündedir. Cayce’deki Mu kabilesi ve ülkesi ile, Hassan’ın zikrettiği Mu-jung ise örtüşebilir.]
İyonya tarihi ustası, hukukçu profesör Bilge Umar ise Anadolu’nun Hellen’leşmesi ile ilgili şu bilgileri veriyor: “Yunanistanın, bir ön-Hellen boyu olan ama kendisi de geniş ölçüde eski halkla (Pelegos’lar [Balıkçı’da Pelaj] ve Leleg’ler) karışmış bulunan, Mykene uygarlığı çağının halklarından, Akhios’lardan sonra, İ.Ö. 1150 dolaylarından başlayarak, yeni Hellen boylarının Yunanistanda bulduğu daha eski halkla karışması sonucunda ortaya çıkan, yeni ulusal kimlikli topluluğa Hellen’ler denir… Klasik çağda Hellen toplumunda ve Hellenleşmiş toplumlarda konuşulan Hellen dilinin de, daha önceki ya da daha sonra konuşulan Helen dilinden farklı birtakım özellikleri vardır. Örneğin H harfi daha önceleri A’ya yakın bir değer taşırken, klasik çağda İon boyu onu E değeriyle söylemektedir… 1071 Malazgirt Savaşında Diogenes’in ordusunda sağ koluna komuta eden Kolordu komutanının aile adı Alyattes idi… çoktanrılı öz Anadolu kültürünün egemen olduğu dönemde, Malazgirt Savaşından binlerce yıl önce, İ.Ö. 7. yüzyılda yaşamış olan Lydia’nın sondan bir önceki kralının, üstelik baba-tanrı Atta tapkasına işaret eden adının (aslı Luvi diline göre Alluwa-Attas, Atta’nın Işığı) 1071 Anadolusunda bile kullanılmasıdır. [y harfi düşen, genel olarak fonetik olarak okunmayan bir harftir. Baba-tanrı Atta size herhalde Ata-türk’ü de hatırlatıyordur.] (Türkiye Halkının Ortaçağ Tarihi, s: 5-6 ve 19, İnkılap Yayınevi, 1998)
[Halikarnas Balıkçısı’nın HKY s: 274 ve AS, s: 206 ve Yunanistan sözcüğünün (Farsi kökenli) anlatıldığı AS, s: 47 ile Umar örtüşüyor.]
Şimdi geliyoruz, Türklerin anayurdunun, Phaistos diskini tercüme ederek, Atlantis olduğunu ileri süren Nurihan Fattah’a: “Eğer Eflatun’un anlattığı Atlant gelenek ve göreneklerini Tatarlar ve akraba toplulukların gelenekleri ile kıyaslarsak, Atlantid(s) muamma bir ülke ve masal dünyası olmaktan çıkarak, tarihi gerçeğe dönüşür.” (TFD, s: 195)
“Zeus Yunanlıların en yüce tanrısı. Tanrıların ve insanların babası ve kralı. Kronos ve Rheia’nın oğlu. Miteolojiye göre Rheia, Zeus’u Girit’de doğurmuştur. Zeus’un daimi ikamet yeri Olym[po]s dağıdır. Zeus ve Hera’nın oğullarından birinin adı Hefest’dir. Sanırım Zeus’üün oğlunun adının sonundaki t fazla. Aslında oğul anlamı ifade eden bir harftir. Buna göre Zeus ve Hefes(t) tek ve aynı kelimedir. Fonetik açıdan Hfest’in bir diğer varyantı İfest olabilir. Orijinalinde bu adın Cebes veya Cefes olduğu görülmektedir. Tufandan kurtulduktan sonra [Atlantis iki Tufan yaşamıştır.] Nuh’un (İncil’e göre Noah) oğullarından birine Yefes (İncil’de Yapet) adını verirler. Kıpçaklar, Oğuzlar ve diğer Türk halkları, Yefes’in torunları kabul edilir… Olympos kelimesi, ulı-im-pa’dan teşekkül eder. Yüksekliği ve ululuğu ile diğer dağlardan ayrılan her dağa Olimpos denirdi. Ulı, ulu, yüksek; im,erkeklik organı; pa da oğul anlamınadır. [Pa ya da po kök eki, ister oğul-Fattah’a göre, isterse dağ olsun –Gülaltay’a göre-, farketmez. Olimpos, Erkeklik organı olarak yukarıya dikelmiş dağ ya da oğul demektir.]
Alıntılar bu kadar… Dahası da kitaplarda var. Benim yaptığım küçük bir iz sürme şimdilik… Gerisi gelecek. Buraya seçilen örnek alıntılar bilimsel bir süzgeçten geçirilerek, sistematik olarak derlenmedi. Sadece hipotezlere olanak verecek tarzda bir illiyet rabıtası aramaya yönelik olarak seçildi; sadece içinizi biraz olsun gıcıklasın, yukunun diye. Benimkisi bir tür dedektiflik. Bu arada Divitçioğlu’nun Kök Türkler (Ada Yayınları, 1987.) eserinde de Oğuzlarla ilgili bir yığın bilgi var. Yerimiz dar. Başka bir sefere.
Bütün bunlardan sonra, siz hâlâ, Troyalılar Türk müydü diye abes bir soru sorabilir misiniz? Tabii ki, Türk’tüler. Hatta Helenler de mi Türk yoksa? Benzemiyorlar mı?
TROY filmine gelince, fena değil. Seyredin. Ama Halikarnas Balıkçısı’nı okuduktan sonra seyrederseniz daha da keyif verici. Üstelik, sırada Büyük İskender ve Cengiz Han var. Bu filmleri mutlaka okuma hazırlığı yaparak gidin. Entellektüel olursunuz. MEME gibi işi sulandırıp mediokır-o hale dönüştürmezsiniz. O zaman MEME de EMEM (MM’nin İngilizce okunuşu) olmaktan vazgeçer.
KAYNAK: Prof.Dr. Veysel BATMAZ

اهرام ترکان

TÜRK PİRAMİTLERİ

اهرام ترکان اویغور

اهرام امپراطوری ترکان اویغور


اهرام ترکان در حدود 100 هرم را شامل میشود که در اویغورستان(ترکستان چین) و سراسر کشور چین قرار گرفته اند.این اهرام مربوط به زمان امپراطوری ترکان اویغور است یعنی زمانی که کل چین تحت سلطه ترکان بود و تمدنی بانام چینی ها وجود نداشت.متاسفانه حکومت چین نزدیک شدن و حتی تحقیق در باره این اهرام را ممنوع اعلام کرده است و در حال تخریب بسیاری از این اهرام است.

http://s1.picofile.com/file/7720615585/gizemli_turk_tarixi.jpg


Uygur bölgesinde bulunan, Mısır piramitlerinden yüzyıllarca önce yapılan ve Mısır piramitlerinden daha yüksek/büyük olan piramitleri yapan Türklerdir.Çin hükümeti buraya girişi tamamı ile yasaklamıştır.Çünkü bu piramitlerin içinde proto-Türk yazılar mevcut.

Bugün çin sınırları içerisinde yer alan, xian şehrine 100 km uzaklıkta qin ling shan dağlarında Ön-Türk uygarlıklarından birisi tarafından inşa edilmiş, etrafında irili ufaklı 100 adet piramitle beraber, 300 metre yüksekliğinde bir piramit bulunmaktadır; BEYAZ PİRAMİT


http://s1.picofile.com/file/7720618923/turuk1_15_14_56_.jpg

http://s1.picofile.com/file/7720619779/ulu_turkler.jpg

http://s2.picofile.com/file/7720617953/turk_tarixi.jpg

http://s3.picofile.com/file/7720616769/turk.jpg

http://s3.picofile.com/file/7720619351/turuk_ayyildiz.jpg

http://s3.picofile.com/file/7720617311/turk_heremleri.jpg

http://s3.picofile.com/file/7720615157/1363843624_turkpiramitlerie.jpg

http://s3.picofile.com/file/7720616555/piramit_turk.jpg

http://s3.picofile.com/file/7720617525/Turk_piramitleri_ve_Mu_kita.jpg

http://s2.picofile.com/file/7720615799/H3I1cin_turk_piramitleri_pi.jpg

-Mısır piramitleri :M.Ö. 3000
اهرام مصر 3000 سال قبل از میلاد
اهرام ترکان اویغور:
-Uygur piramitleri :M.Ö. 4.500-10000
اهرام اویغور ها(ترک) 4500 تا 10000 سال قبل از میلاد
اهرام ترکان پروتوترک ها:
-Sümer piramitleri:M.Ö. 4.500
اهرام(زیگورات) سومر(پروتوترک) 4500 سال قبل از میلاد
-Maya piramitleri :M.Ö. 4.500
اهرام مایا(پروتوترک) 4500 سال قبل از میلاد

لینک:
Normal 0 false false false EN-US X-NONE FA MicrosoftInternetExplorer4 /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Table Normal"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin-top:0cm; mso-para-margin-right:0cm; mso-para-margin-bottom:10.0pt; mso-para-margin-left:0cm; line-height:115%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri","sans-serif"; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin;}

http://www.turkpiramitleri.net

http://www.cokbilgi.com/yazi/tarihi-bastan-yazdiracak-yapilar-gizlenen-turk-piramitleri/

تپوک فوتبال 2000 ساله ترکان

Tepük

تپوک (ایاق توپو)

تپوک فوتبال باستانی ترکان

http://s2.picofile.com/file/7720614515/tepk.jpg

خلاصه مقاله:
محمود کاشغری در کتاب دیوان لغات ترک از بازی خاصی در میان ترکان اویغور یاد کرده است که خیلی شبیه به نحوه بازی فوتبال امروزی است...

شرح مقاله:
ski Türkler günümüzde futbol adı verilen oyunun bir benzeri olan “tepük” oyununu oynuyorlardı. Tepük; tepmek, tekmelemek anlamında kullanılan bir sözcüktür. Türkler, bu oyunu yalnız ayakla oynadıkları için bu adı vermişlerdir.

Türklerin bu oyunda kullandıkları toplar, oval kalıplara dökülen, “iğ ağırşağı” biçiminde kurşun kitlesinin üzerine, keçi kılı ya da keçe sarılmak suretiyle yapılırdı. Ağırşak, ip eğirmede kullanılan taştan ya da kemikten yapılmış, yassı, yuvarlak ya da yarım küre biçiminde, ortası delik bir cisimdir. Yörelere göre top yapısı değişiklik göstermektedir. Bazı bölgelerde sert cisimlere ayakla vurmak yerine daha yumuşak cisimlerle top oynanması tercih edilirdi. İçi hava ile doldurulmuş, yuvarlakça küçük tulumların bu amaçla kullanıldığı görülür. Aynı amaçla, bir derinin içine yün, keçi kılı ya da tüy konularak top biçimine getirilirdi.

Çin kaynaklarında, MÖ II. yüzyılda, İç Asya toplumlarının ayak topunu ustaca oynadıkları kaydedilmiştir. Aynı zamanda, Kaşgarlı Mahmut Divânü Lügati’t-Türk adlı eserinde tepük oyunundan bahsetmiştir.

Çinli gezgin Hiuan, “la Tartarie” adlı eserde Asya’da Tsang’ da kız ve erkeklerden kurulu karma takımların ayak topu oynadıklarını belirtiyor. Birçok Türk kavimleri gibi Şato Türkleri de ayak topunu çok sevmişlerdir. 923 yılında ilk Şato hakanı kuzey Çin’i ele geçirdikten sonra, tahta geçme töreni için futbol sahasına bir platform inşa ettirmiş, 2 yıl sonra bu değerli hatırayı futbola engel olmasın diye kaldırmıştır.

Tepük oyunu genellikle altışar oyuncudan oluşan, karşılıklı iki takım arasında oynanırdı. Takımlarda bayan oyuncular da yer alırdı. Tepük oyunu, topu belli kurallar içerisinde, karşılıklı olarak dikilen kalelerden geçirmek suretiyle sayı kazanmak esasına göre oynanırdı.

Üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen Hıtay Türklerinin oynadıkları ayak topu ile günümüzün futbolu arasında, özdeki benzerlik çok büyüktür. Seyit Ali Ekber’in yazdığı Hıtay-ı Name adlı kitapta ayak-topundan şöyle bahsedilir: “… Ve top oyunu Hıtay’da güzeller işidir. Ve dahi harabati (düzensiz kalabalık), çok olan ve sığır kursağından top düzmüşler ve mahbub (erkek) ve mahbubeleri (kadınları) durdurmuşlar. Ve topu ayakları ile vururlar, şöyle ki, elini ol topa değdirmeye, ol topu yere düşürmeye ve nazik ayak uçlarıyla dürde, saklar (baldır) ve usülsüz urmak ve yere düşürmek ve daireden taşra (dışarıya) çıkarmak, vaki olmaz.”

Kaşgarlı Mahmud’un Divanü Lugati’t Türk eseri Türk uygarlığına dair bütün ipuçlarını içinde barındırıyor. İlk Türkçe sözlük ve dil bilgisi olan eser binlerce yıl önce yaşayan Türkler’in ‘ütüyü ve futbolu’ o zamanlarda keşfettiğini gösteriyor. Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, Kaşgarlı Mahmud’un doğumunun bininci yılında Divanü Lugati’t Türk’ün tanıtım etkinliklerine katılmak için Washington’a gitti. 10 dile çevrilen Kaşgarlı Mahmud’un eserinin sadece bir sözlük olmadığını vurgulayan Akalın şunları söyledi: ‘Divanü Lugati’t Türk’te, ‘ütü’ kelimesinin anlatıldığı bölümde, Türkler’in bin yıl önce ütüyü kullandığını ayrıca Türk çocukların, ‘tepük’ adı verilen ve futbola benzeyen bir oyunu oynadıklarını görüyoruz.

DERİDEN TOP YAPMIŞLAR

Çocuklar hayvan derisinin içine doldurulan malzemelerle top yapıp tepük oynarlarmış. Bu yönüyle Divanü Lugati’t Türk, sadece bir sözlük değil, Türk uygarlığının en eski dönemdeki durumunu ortaya koyan çok önemli bir belge.’’

قاره گمشده مو(توروک-توکیو) سرزمین ترکان

Mu(Török-Turuk-Tukyu) Türk Yurdu vƏ Uyqurlar
مو سرزمین ترکان و اویغور ها

مو و امپراطوری اویغور ها


خلاصه مقاله:
سرزمین های مو و آتلانیس دو قاره تاریخی گمشده هستند که آتلانتیس بین اروپا و آمریکا قرار داشته و قاره گمشده مو بین آسیا و اروپا بوده است.
قاره مو به نام های توروک ، تروک و تورکیو مشهور است.نکته جالب این است که اکنون نیز چینی ها به ترکان توروک و توکیو میگویند.
قاره مو حدود 12000 سال پیش بر اثر زلزله ای عظیم نابوده شده است و این تاریخ مصادف است با حکومت امپراطوری ترکان اویغور(اویغور در ترکی به معنی مدنیت و تمدن است)در آسیا و امپراطوری ترکان مایا در آمریکا.

حکومت ترکان اویغور در محدوده ای بزرگ از آسیا بوده است که چین و ژاپن کنونی نیز شامل این محدوده است.به گفته دانشمندان تمدن مو همان تمدن اویغور ها بوده که بعد از نابودی مو به دو دسته امپراطوری ترکان اویغور در آسیا و امپراطوری ترکان مایا در آمریکا تقسیم شده است.

Mu, yani Güneş İmparatorluğu; eski çağlardan günümüze ulaşan tabletlere göre ilk insanın da anavatanı olduğu, Pasifik Okyanusu’nda, Asya ve Amerika kıtalarının ve Avustralya’nın iki katı büyüklüğünde ve günümüzden yaklaşık 12.000 yıl önce şiddetli yer sarsıntıları sonucu battığı sanılan kıta.ezoterik kaynaklara göre İnsanoğlunun ana vatanı ( dünyanın en eski yerleşim merkezi ), din, mitoloji, efsane, destan ve sembollerin doğduğu yer.Yine aynı kaynaklara göre, bu kıta yaklaşık 70.000 yıl önce üzerinde yaşayan 64 milyon insanla birlikte sulara gömülerek yok olmuştur.Bazı araştırmacı bilim adamları dünyanın çeşitli bölgelerinde bulunmuş olan tabletlerdeki yazı ve sembollerin ezoterik bilgileri kanıtlar nitelikte olduğunu ileri sürmektedirler.Güneş İmparatorluğu’nun Mu dilindeki adının U-luum-il şeklindeki bileşik kelimeden türeyen bir isim oluprazi, İl, Kudret, Devlet anlamına geldiği ifade edilmektedir.

Mu’nun Yeri
Günümüzde bu bölgede yer alan ada ve adacıklar bu kıtadan arta kalanlardır. İşin ilginç tarafı on iki bin yılın bu medeniyetin batış tarihi olması, bu medeniyetin başlangıcının çok daha eskilere dayandığını göstermektedir. Ayrıca bu medeniyetin Atlantis Medeniyetinden önce ve Atlantis’in bu medeniyetin mirasçısı olduğu söylenmektedir.
Churchward ve Niven’in bulguları, Mu kıtasının bugünkü Pasifik okyanusunun oldukça büyük bir bölümünü kapladığını, Hawaii, Haiti, Fiji, Paskalya adaları ile diğer Polonezya adalarının bu batık kıtadan artakalan parçalar olduklarını ortaya koydu.Churchward’a göre Mu kıtası, doğudan batıya 8 bin kilometre, kuzeyden güneye de 5 bin kilometre uzunluğunda dev bir ada kıtaydı. Naacal tabletleri bu kıtanın, uygarlığın beşiği olduğunu öne sürmektedir. Yaklaşık 70.000 yıllık bir uygarlık geçmişine sahip olan Mu; zaman içerisinde tüm dünyada birçok koloniler ve büyük imparatorluklar oluşturmuştur.

اهرام ترکان اویغور(شباهت نزدیکی به اهرام مایا ها در آمریکا دارند)

http://s3.picofile.com/file/7685736555/toro_12_32_23_.jpg


Churcward’ın Kaynakları
Churcward’ın kaynakları, Batı Tibet’te bir mabette, bu mabedin başrahibi tarafından kendisine verilen Naacal Tabletleri ile, Amerikalı Jeolog William Niven’in 1921–23 yılları arasında Meksika’da ortaya çıkardığı tabletler olmuştur.Bu taş tabletler 15.000 yıl önce yazılmıştı.İngiliz Albay James Churcward Hindistan’daki tabletleri Tahsin Bey’e bilgi olarak sundu. Bunlar da kayıp Mu Kıtası ile ilgiliydi. Ve Churcward 50 yıl çalışmıştı bu tabletleri çözebilmek için. Bu konuda 5 kitap yayınlamış bir uzmandı. Bu tabletler daha ziyade resimlere benzeyen bir yazı stili kullanılmıştır. Adı geçen Rahip, İngiliz Albaya bu tabletleri okuyup anlaması için Sanskritçe öğrenmesi gerektiğini, bunun da yeterli olmayacağını ve eski bir dil olan Naga-Maya dilini de öğrenmesi gerektiğini söyler. Naga-Maya dilini bu rahip bilmektedir ve Churchward, Rahipten bu dili öğrenmekle işe başlar. Neticede bu dilleri öğrenir ve tabletlerdeki yazıları büyük oranda çözer. Albay bu tabletleri çözmek için çok zaman harcar. Daha ziyade emekliliğinden sonra çalışmalarını bu alana teksif eder. Ancak yazıların bazı yerleri deforme olmuş, bazı tabletler de kaybolmuştur. Bunun için metinlerde anlam bütünlüğü bozulmaktadır.
1.Yukatan’da hazırlanmış eski bir Maya kitabi olan ‘Troano El Yazması’. Bugün British Museum’da bulunmaktadır.
2.Troano El Yazmasıyla ayni yaşta olan bir başka Maya kitabi ‘Cortesianus Kodeksi’dir. Bugün Madrid Ulusal Müzesi’nde bulunmaktadır.
3.Paul Schlieman tarafından Tibet’te bir Budist tapınağında bulunan ‘Lhasan Belgesi’.
4.Yukatan’da Mu Kıtası anısına inşa edilmiş Uxmal Tapınağı’ndaki Yazıtlar yaklaşık 12.000 yıllıktır.
Bu tapınakta: Geldiğimiz yer olan Bati ülkelerinin anısını korumak için inşa edilmiştir, diye kabartma yazılar bulunmaktadır.
5.Meksiko şehrinin 96 km güney batısında yer alan ‘Ksochicalo Piramidi Yazıtları’. Bu piramit, üzerindeki kabartma yazılara göre;Batı ülkelerinin yıkımının anısına inşa edilmiştir.
6.Dr. Niven’in Alaska’da bulduğu Mu Kıtası sembolleriyle işlenmiş bir totempol.
7.Eflatun’un Timeus ve Critias adli eserinde batik kıtaya dair su sözler geçer:Mu ülkesinde 10 halk vardı.

 لینک منبع:

http://tr.wikipedia.org/wiki/Mu

http://www.bilinmeyenturktarihi.com/turklerin-anayurdu-mu-kitasi-mi.html

http://www.historicalsense.com/Archive/mu_anasayfa.htm

http://www.historicalsense.com/Archive/mu1_1.htm

http://www.historicalsense.com/Archive/mu1_2.htm

http://www.historicalsense.com/Archive/mu1_3.htm

http://www.bilinmeyenturktarihi.com/ataturk-ve-kayip-kita-mu.html

http://www.antakyarehberi.com/mu/index.htm

 
ترکان مو(اویغور) و ژاپن:
تاثیر فرهنگ و زبان ترکی بر مردم و کشور ژاپن در حد زیادی بوده است به طوری که لغات ترکی فراوانی در زبان فعلی ژاپنی ها میتوان یافت و حتی نام پایتخت کنونی ژاپن از نام توکیو(نامی که چینی ها به ترکان میگفنتد و نام اصلی قاره مو) گرفته شده است.نزدیکی ژاپن به قاره مو(توروک) این عوامل را توجیه میکند.ژاپنی ها به نوعی خود را از نژاد ترکان میدانند.شاید برایتان جالب باشد که بدانید ژاپن هر ساله هزاران نفر ترک شناس تربیت میکند.

مقایسه چند لغت اصیل ترکی با ژاپنی و چند زبان نزدیک:


ترکان مو(اویغور) و چین:
(اویغور در ترکی به معنی مدنیت و تمدن است)

قدیمی ترین تمدن چین به زمان امپراطوری ترکان اویغور باز میگردد.
بخشی از کتاب James Churchward درباره امپراطوری بزرگ ترکان اویغور:
“Next to Mu herself, the Uighur Empire was the largest empire the world has ever known”
James Churchward امپراطوری ترکان اویغور را اولین امپراطوری جهان میداند.

http://s1.picofile.com/file/7684831826/uygur.jpg

The Ancient Uighur (Uygur) Empire
  The region defined as the central-Asiatic plateau includes a vast continent whose western borders include the whole of Europe, eastern borders include eastern Asia and Japan. The southern boundary of this vast region cut through what is now Northern Persia, India, Mesopotamia and present day North Vietnam. We now define this vast continent as Eurasia. And the language group of this region as Eurasiatic.

  The large Eurasiatic language family includes the Altaic, Uralic, Dravidian, Indo-European and even the Afro-Asiatic  languages.


http://s3.picofile.com/file/7688244622/mu_730x504.jpg

ادامه نوشته

کلیپ قاره گمشده مو(سرزمین ترکان)

Mu(Török-Turuk-Tukyu) Türk Yurdu vƏ Uyqurlar

http://s2.picofile.com/file/7685791826/aparat.jpg

 


لینک کلیپ:

http://www.aparat.com/v/LRVgp